Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet ARITÜRK
Ahmet ARITÜRK

İŞTE, BENİM ANNEM! (ANNELER GÜNÜ DOLAYISIYLA)

Anneler Günü dolayısıyla istedim ki bu yazımda gerçekten fedakârlıkta sınırsız, örnek bir ANNE olduğuna inandığım ANNEM MERHUME İKBAL ARITÜRK’Ü ANLATAYIM, RAHMET VE MİNNETLE YADEDEREK TANITAYIM.

Şimdi diyeceksiniz ki, (Herkes kendi annesini örnek olarak gösterir) ama hiç de öyle değil. Annemi anlatınca okuyucularım da hak verecek ve gerçekten örnek bir anne olduğunu kabul edeceklerdir.

Rahmetli Babam Hüsnü Arıtürk 1945 yılında vefat ettiğinde annem 30 yaşlarındaydı. En büyüğü 1937 doğumlu Merhum Ağabeyim Memet Sabri Arıtürk olmak üzere 4 çocuk yetim kalmıştık. Ablam Aysel 1940, ben ve İKİZİM Merhum  Mehmet Metin Arıtürk ise 1943 doğumluyduk. Yani en büyüğümüz 7-8 yaşlarında, ablam 5, ben ve ikizim merhum Mehmet Metin 2 yaşlarındaydık. Annem, 30 yaşlarında dul kalmış ve biz çocuklarına   kol kanat germek için evlenmemiş, evlenmeyi aklından geçirmemişti. Yanlış anlaşılmaması açısından söyleyeyim, Annemin manevi güzelliği kadar, fiziki güzelliği de dillere destandı.

Babam vefat ettiğinde devlet memurluğunda 10 yılı doldurmadığı için anneme dul, biz çocuklarına yetim maaşı da bağlanmamıştı. O yıllarda, ölen memurların dul ve yetimlerine maaş bağlanması için 10 yıllık hizmet sürelerini doldurmaları gerekiyordu. Rahmetli babamın hizmet süresi ise 9 yıl kadardı. Bu 9 yıllık hizmet süresinin büyük kısmını (Cumhuriyet Savcı Vekili) olarak icra etmişti. Çünkü o yıllarda hukuk fakültesi mezunlarının sayıları oldukça azdı. Mahkemelerin başkatipleri Savcı vekilliği görevlerine atanırlardı.

Babam, Rahmet-i Rahman’a kavuştuğunda  Rahmetli dedem Hacı Salih ÇETO (ARITÜRK) HAYATTAYDI. Biz onun himayesindeydik. O yıllarda Siirt’in muteber ve zengin tüccarlarındandı. Ancak, o da 1949 yılında vefat etti. Helvacılar Çarşısındaki iş yerini Ağabeyim Merhum Mehmet Sabri  devraldı. Küçük yaşına rağmen, ticaret işlerinde bir hayli başarılı olmuş, dedemden tevarüs ettiği itimatla, hatta rahmetli dedemi sollayacak bir tüccar olmuştu.

Babam Hüsnü Arıtürk’ün vefatından sonra Annem, kendisini adeta dine adamıştı. Mahallemizde bayanlara Kur’a-ı Kerim öğreten lakabı MELLEYİT EMİNE olan bir Bayan vardı. O kadın, Anneme Kur’an öğretmek için her gün evimize gelir, ders verirdi. Bu sayede Annem 30 yaşından sonra hem Kur’an-ı Kerim, hem Mevlid, hem de DELAİLİL HAYRAT kitaplarını okumayı en güzel şekilde öğrenmişti. Her sabah namazında kalkar, YASİN-İ ŞERİF’İ, TEBAREKEYİ VE DİĞER BAZI SÜRELİRİ YÜKSEK SESLE OKURDU. İnanır mısınız, Annemin okuduklarına kulak vere-vere, okunanların çoğunu ezberlemiştim.

Yine evimizin bitişiğinde bir Bayan terzi vardı. Evde, sadece kadınlar için elbiseler biçer, dikerdi. Siirt’in o zamanın sosyetesi sayılan bütün kadınları, elbiselerini, kızlarının gelinliklerini bu bayan terzinin yanında diktirirlerdi. Annemle çok sıkı-fıkı ahbap olmuşlardı. Annem, ondan da terzliki işlerini öğrenmiş, evin bir çok ihtiyaçlarını kendisi üretir olmuştu. Kumaş alır, pijamalarımızı, okul önlüklerimizi kendisi dikerdi. Singer marka bir dikiş makinası vardı. Hatta, komşulara dikiş işleri yaptığı olurdu. Bu işleri de meccanen yapardı.

Mahallenin bütün kadınları Anneme karşı aşırı saygılıydılar. İlkokul mezunu olan Annem  (ilkokul mezunu deyip geçmeyin, o yıllarda Siirt’te ilkokul mezunu kadın sayısı 3-5 kişiden ibaretti) Mahallemizde okur-yazar tek kadın olduğu için askere giden, başka illerde yaşayan çocuklarından gelen mektupları okutmak, cevaplarını yazdırmak için Anneme gelirlerdi. Annemin gayet güzel bir yazısı vardı. Mektup yazarken çok güzel cümleler kurardı. Gelen kadınlar, gönderecekleri mektuplarda neler yazılmasını istediklerini Arapça (Siirtçe) anlatır, Rahmetli annem de onları derleyip toplayıp, mektup satırlarına aktarırdı. İnanıyorum ki, sadece mahallemizin kadınlarına yazdığı mektuplar sebebiyle aldığı dualardan Annemin yeri CENNETİ ALADIR.

Şunu da belirteyim, biz, ailece ATATÜRKÇÜYÜZ! Rahmetli Annem de gerçek bir ATATÜRKÇÜYDÜ. Elbette, kadınlarımız arasında ATATÜRKÇÜ olanlar azımsanmayacak kadar çoktur. Hatta Türk kadınlarının, Türk erkeklerinden daha ATATÜRKÇÜ olduklarını söylemek mümkündür. Çünkü kadınlara temel haklarını veren, onlara seçme, seçilme hakkı yanında birçok hakları yasalarla sağlayan ATATÜRK olmuştur. Ancak, 1930’lu,40’lı yıllarda Siirt’te bir kadının ATATÜRKÇÜ olması elbette ki büyük anlam taşır.

Annem Merhume İkbal Arıtürk Siirt’te o yıllarda ilkokul mezunu olan 3-5 kadından biriydi. Babasının memuriyeti dolayısıyla İlkokulu Antalya’da okumuştu. Rahmetli Dedem Haydar Kılıççıoğlu, Antalya’da Vakıflar Müdürü olarak görev yapıyordu. Bu bakımdan Türkçe konuşması da mükemmeldi.

Annem, 30 yaşında dul kaldıktan sonra  Kuran-ı Kerim, Delailil  Hayrat, Arapça Mevlid-i şerif okumayı öğrenmişti. Hemen her gün istisnasız sabah namazını müteakip Kuran-ı Kerim’den bir cüz okur, arkasından Delailil Hayrat kitabındın dualar yapardı. Her kandil gecesi, mutlaka evimizde Mevlit-i Şerif okur, ailece dinlerdik. Evimizde Annem tarafından o kadar çok mevlit-i şerif okumuştur ki, dinleye dinleye ezberlediğimi söylersem yalan olmaz. Bütün bunları yapan Annem haliyle başı örtülüydü. Kısacası, çok iyi bir Müslüman’dı.

Kendisi değil, yeri gelmiş bir ara rahmetli Halam Halise Arıtürk anlatmıştı. Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 tarihinde ebediyete intikal edince, Annem, Siirtli kadınların YASTA OLDUKLARININ ALAMETİ OLAN KAMTA BAĞLAMIŞTI. KAMTA, o yıllarda yasta olan Siirtli kadınların alınlarına bağladıkları SİYAH BİR BANTTI. Anneleri, babaları, amcaları, dayıları, çocukları veya çok yakınları ölenler YAS ALAMETİ olarak KAMTA BAĞLARDI. İşte, Annem de ebediyete intikal ettiğinde ATATÜRK İÇİN YAS TUTMUŞ VE KAMTA BAĞLAMIŞTI.

Büyük bir aileydik. Geniş ailemiz içinde dedem, kardeşleri, çocukları, çocuklarının çocukları bir arada yaşarlardı. Aile içinde, Annemin KAMTA BAĞLAMASINI YADIRGAYANLAR VE (GELİNİNİZ NEDEN MATEM TUTUYOR diye soran olursa ne diyelim,) denilince, ailenin şakacı mizaçlı bireylerinden Merhum AMMO ELYAS (BABASI ÖLMÜŞ, dersiniz) diye cevap vermişti!

Ammo Elyas, Annemle şakalaşmak veya gönlünü almak istediği zaman da (ALLAH YIRHAM ATATÜRK = ALLAH ATATÜRK’Ü RAHMET ETSİN) dermiş. Bunlar, bana rahmetli halamın anlattıklarıdır.

Galiba, ailece bizim genlerimizde ATATÜRKÇÜLÜK var. ATATÜRKÇÜLÜK NEREDEYSE SUÇ İLAN EDİLECEK AMMA NEYAPAYIM, ATATÜRKÇÜYÜZ İŞTE!

Ben, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ATATÜRK’Ü hep sevdim ve sevmeye devam etmekteyim. Benim bu ATATÜRK SEVGİM, belki de ailemin ve özellikle merhume annemden kalan mirasıdır.

EKSİĞİ VAR, FAZLASI YOK! İŞTE, BENİM ANNEM BUYDU. 30 YAŞLARINDA DUL KALMIŞ, 4 YETİM ÇOCUĞUNA KOL-KANAT GERMİŞ, BUNUN İÇİN HER FEDAKÂRLIĞA KATLANMIŞTI. SADECE ANNELER GÜNÜNDE DEĞİL, YILIN 365 GÜNÜNDE DE RAHMETLE VE MİNNETLE ANIYORUM.

TAŞLAMA

HER GÜN ANNELER GÜNÜ

YILIN TEK GÜNÜ DEĞİL

ANNELERİN AYAĞI

ALTINDADIR CENNET BİL

VEYSELKARANİ GİBİ

OLMALI HER MÜSLÜMAN

ANNESİNİ SEVMEYEN

BİL Kİ İMANI NOKSAN

(ÖF) BİLE DEMEYİNİZ

EMRİ VERİLMİŞ BİZE

NE KADAR DEĞER VERSEK

YAKIŞIR ANNEMİZE

“ANA GİBİ YÂR OLMAZ”

NE GÜZEL BİR DEYİM BU

ALLAH’TAN, PEYGAMBERDEN

SONRA SEVELİM ONU

BUGÜN, “ANNELER GÜNÜ”

KUTLAYAN, KUTLAYANA

BİR GÜN DEĞİL BİL HERGÜN,

SEVİLMEK İSTER ANA

“ÖF” BİLE DEMEYİNİZ,

BUYRULMAKTA KURAN’DA

ANNENİN VE BABANIN,

KIYMETİNİ VAR ANLA

“CENNET AYAKLARININ

ALTINDADIR ANNENİN”

BUNU BÖYLE BİLMELİ

EMRİ BU PEYGAMBERİN

BİZ, BÜTÜN ANNELERİN,

GÜNLERİNİ KUTLARIZ

TERBİYE VE ŞEFKATE,

MUHTAÇ ÇOCUKLARIMIZ

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER