Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Cüneyt ARITÜRK
Cüneyt ARITÜRK

KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE GÜNÜ DOLAYISIYLA: DİNLER VE KADINLAR-1-

25 Kasım günleri tüm dünyada ve Türkiye’de (Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü) olarak kabul edilir.

Kadına şiddetinin tarihi, insanlık tarihiyle başlar dersek, yerinde bir tespit olur. Kadınlar, biyolojik yapıları itibarıyla erkeklere göre daha zayıf ve narindirler. Bu yüzden erkekler, hep kadınlara tahakküm etmek istemişlerdir. Kadınlar içinde sesini çıkarmak isteyenler ise ERKEK HEGEMONYASI ALTINDA EZİLMİŞ VE ŞİDDETE MARUZBIRAKILMIŞLARDIR. Kadınların, insanlık tarihinin başlamasından itibaren dini kılıf altında ezildikleri de bir gerçektir. Bu yazımızda ilahi dinler olan Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam Dininde, din adamlarının, ilahi kitapları tahrif etmeleri, yanlış yorumlamaları sonucu kadınların hep ikinci sınıf olarak gösterildiklerini, yani, kadına şiddetin yeni bir durum olmadığını ve tarihin derinliklerinde uygulanan şiddete dini kılıf uydurulmağa çalışıldığını anlatmağa çalışacağız.

Yahudi din adamlarına göre kadın yasak meyveyi yemesi ve eşine yedirmesi sebebiyle emre itaatsizliği yüzünden cezaya çarptırılmıştır. Cezasını, zahmet ve gebeliğinin daha da çoğaltılmasıyla, ağrı ve sancı ile evlat doğurması, arzusunun kocasına karşı olması, kocasının kendisine hâkim olmasıyla çekeceğini bildirmiştir. Kadının birinci vazifesi çocuk doğurmak, yuvaya bakmaktır. Kadın din görevlisi olamaz. Kadınlar cemaatte sayılmaz ve cemaatte ibadete iştirak edemez. Sadece uzaktan seyredebilirler. Cenaze merasimlerine katılamazlar. Kadın kocasında, erkek kardeşi varsa babasından mirasçı olamaz. Başını örtmesi gerekir. Başı açık kadının bulunduğu evde kutsal metinler okunamaz. Yabancıyla aynı sofrada oturamaz. Ayrıca kadınlar geveze, açgözlü, kıskanç, kavgacı, güvenilmez ve baştan çıkartıcı gibi sıfatlarla yerilir.

Muharref Tevrat’ta “Ve Tanrı Adam’ı (Adem) yarattı ve Adam ayağa kalkıp etrafına baktı ve Rab şarka doğru Aden’de bir bahçe dikti. Ve yaptığı Adam’ı oraya koydu. Ve Rab bahçenin ortasında hayat ağacını, iyiliği ve kötülüğü bilme ağacını yerden bitirdi. Ve Rab Adam’ı aldı; baksın ve onu korusun diye Aden bahçesine koydu. Ve emredip dedi ki, ‘Bahçenin her ağacından istediğin gibi ye; fakat iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin. Çünkü ondan yediğin günde mutlaka öleceksin.’ Ve Rab dedi, ‘Adam’ın yalnız olması iyi değildir.’ Ve Rab her kır hayvanını topraktan yarattı: fakat Adam için uygun yardımcı bulunmadı. Ve Rab Adam’ın kaburga kemiklerinden birini aldı ve her yerini etle kavradı. Havva’yı yaptı ve o’nu Adam’a getirdi. Ve Havva şeytana uyarak yasak meyveyi (iyilik ve kötülük bilme ağacının meyvesi) koparıp Adam’ı kandırarak yediler ve ilk defa çıplaklıklarının farkına vardılar. Ve Rab onları cennetinden kovdu.” İbareleri yer almaktadır.

Yahudilik ile başlayan ve diğer dinlerde de devam eden anlayışa göre kadın, erkeğin istemlerini ve ihtiyaçlarını karşılamak için vardır ve erkeğe yararlı olduğu sürece değerlidir. Yahudi toplumunda genel anlayışa göre, kadının aklı günah ve rezalete teşvik edeci bir unsurdur. Kadın hep eksiktir ve onu eksik kılan aklıdır. Kadın ancak evlendiği zaman eksiksiz hale gelmektedir; çünkü eşi, yani erkek, onun aklı olmaktadır.

Kadının toplumda sahip olduğu konumdan kaynaklanan görevi sadece ev içerisinde kalmaktır. Yahudi kadını ev işlerini en iyi şekilde yapmak, çocuklarına bakmak ve kocasının ihtiyaçlarını karşılamak, her anlamda onu tatmin etmek zorundadır. Ancak bunları yapabildiği sürece o bir insandır. Tevrat’ta evlilik, boşanma ve mirasa ilişkin kurallar tümü ile erkeklerin lehinedir. Yahudilikte evlilik kurumu çok kutsaldır. Evlilik bir Tanrı buyruğudur. Bu evlilik kurumunda da erkek egemenliği ön plandadır. Kurumda söz sahibi olan kişi babadır. Çocuklar, baba soyundan gelmektedir. En doğal hak olan çocuğa ad koyma hakkı dahi anneden esirgenmiştir. Çocuğa ancak babası ad koyabilmektedir. Toplumsal yaşayışta poligami egemendir. Erkeğin aynı anda birden çok eşi olabilmektedir. Fakat kadının böyle bir olanağı yoktur.

Tevrat, boşanma hakkını da yalnızca kocaya tanımıştır. Kadının böyle bir hakkı yoktur. Erkek gerektiğinde Tevratın bildirdiği koşullar altında karısını boşayabilmekte, kadın ise hangi koşullar altında olursa olsun boşanma hakkını kullanamamaktadır. Ayrıca Tevrat’ta belirtilen boşanma koşulları da objektif olmaktan ziyade keyfi koşullardır. Kimi zaman erkeğin eşinden memnun olmaması boşanma için yeterlidir. Mirasta da öncelik erketedir: Tevrat’a göre; “Ölen bir kimsenin mirası oğluna kalır, ancak ölen kimsenin oğlu yok ise bıraktıkları kızına kalır.”

(DEVAM EDECEK)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER