Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Fatih ARITÜRK
Fatih ARITÜRK

KRAL ÇIPLAK!!!

AKP kurucularının dört asından biri olan ve TBMM Başkanlığı da yapmış bulunan Bülent Arınç’ın AKP’liler için “Gittikleri yol, yol değil. Majestelerinin gazetecileriyle bazen baş başa gelirler, havanın güzelliğinden suyun berraklığından bahsederler. Öksürmenin zamanıdır, bağırmanın zamanıdır. ‘KRAL ÇIPLAK’ demenin vaktidir” sözleri gündeme damga vurdu.

Arınç’ın bu sözlerine en büyük tepki ise 26. dönem AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner’den geldi. Metiner, katıldığı televizyon programında Bülent Arınç’a sert çıkarak “Gönlümüzde bir yeri kalmamıştır, inşallah partimizden de ihraç olur gider. Yeter artık” diyerek öfkesini kustu.

Arınç’a öfke dolu cümleler sarf eden Metiner, “İkide bir sütrenin arkasına çekilip başkalarına ayar çekmeye çalışmasın. Haddini bilsin. Gerçekten hadsizlikte sınır tanımamaya başladı” dedi.

Konuşmasının devamında “Yüce Divan oylamasında evet oyu kullandılar Bülent Arınç ve arkadaşları, Davutoğlu ve ekibi. İlk tur oylamanın sonunda ‘İçimizdeki hainler’ diye eleştirmiştim. ‘FETÖ’cüler vardı içimizde ayrıldılar, siz onlar kadar bile şerefli değilsiniz’ demiştim. Bülent Arınç, Yüksek İstişare Kurulu üyesiyken de eleştirmiştim. ‘Bu laflarında ne var, niye kızıyorsun?’ diyeceksiniz. Artık ona kızmıyorum. Mevlana’nın çok güzel bir sözü vardır. ‘Lafa bakarım laf mı diye, söyleyene bakarım adam mı diye…”

Metiner konuşmasının devamında ‘KRAL ÇIPLAK’ VE ‘MAJESTELERİ’ diyen Arınç’ın, Erdoğan’ı kastettiğini de özellikle vurguladı.

Arınç, (Kral Çıplak!) derken gerçekten de Erdoğan’ı mı kastetti bilemiyiz ama, gelin bu deyin anekdotunu anımsayalım. Masalın özeti şöyle:

Krallıkla yönetilen memleketin birine giden üçkâğıtçılar, çok güzel kumaşlardan, çok güzel elbiseler diktiklerini, bu elbiselerin bir özelliklerinin de APTALLAR tarafından görülmemeleri olduğunu etrafa yaymışlar. Söylentiler dönüp dolaşıp, Krala kadar ulaşmış. Kral, bu sözde maharetli terzileri sarayına çağırtmış. Kendisi için elbise dikmelerini istemiş. Üçkâğıtçılar da, sözde kumaş gösterir gibi yaparak, Krala, hangi kumaşı beğendiğini sormuşlar. Kralın yanında baş veziri ve diğer maiyet erkânı da varmış! Kral, sözde gösterilen kumaşları haliyle görmüyormuş, ancak, aptal görülmemek için yanındakilere danışmış. Baş vezir ve diğer maiyet erkânı da hiçbir şey görmüyorlarmış amma, aptal olarak anılmak korkusuyla sözde gösterilen kumaşları değerlendiriyor ve (Kralımıza en çok bu yakışır!) diye kanaatlerini söylüyorlarmış. Kral, baş vezirine çok güvendiği için, sözde onun seçtiği kumaşı beğenmiş görünerek:

-Bana bu kumaştan elbise yapın! demiş.

Üçkâğıtçı sözde terziler de, elbiseleri sözde dikip hazır ederek, Kralın huzuruna gitmişler. Maiyetinin huzurunda sözde elbiseleri giydirmişler. Maiyetindekiler de:

-Oh! Ne güzel, ne güzel! Kralımıza ne kadar da yakıştı!  diyerek, sözde olmayan elbiseleri gördüklerini ve beğendiklerini, aslında böylece aptal olmadıklarını(!) ifade etmeğe çalışmışlar. Kralın bütün maiyet erkanı, elbiselerin diğer maiyet erkanı tarafından görüldüğünü görmeyenlerin  sadece kendileri olduklarını vehmederek, aptallıkları ortaya çıkmasın diye, olmayan elbiselere methiyeler düzmüşler.

Baş vezir, daha da ileri giderek, Kralın bir tören düzenlemesini ve bu harikulade elbiselerle tebasına görünmesini istemiş. Gerçekten de Tören düzenlenmiş, kral tebasının önüne çıkmış. Daha önceden, elbisenin hünerini(!) duymuş olan tebası da:

-Elbiseleri ne kadar da yakışmış! Kralımız çok yaşa!!! diyerek alkışlamaya başlamışlar. Kral, bu durumdan çok memnun olmuş amma, o sırada kalabalık arasında bulunan bir çocuğun sesi yükselmiş:

-A! Kral çıplak! Kral çıplak!

Ve bütün tebadan aynı sesler yükselmeğe başlamış:

-Kral çıplak! Kral çıplak! Kral çıplak!

Tabii, durum ortaya çıkmasına çıkmış da, üçkağıtçı terziler, olmayan elbise karşılığında  Kral’dan aldıkları altınlarla çoktan sırra kadem basmışlar!

Evet, (Kral Çıplak!) deyiminin doğuş masalının özeti bu! Şimdi gelelim günümüze! Masallardaki gibi, çıkarları için (KRAL ÇIPLAK) deyimini kullanmaya cesaret edemeyenler vardır. Ya da, hesaplarına öyle geldiği için, böyle davranmayı yeğliyorlar!

Oysa çıplak olan sadece Kral değil, Kraliçe de çıplak! Ahali ise, ÇIRILÇIPLAK! İçimden  Keloğlan filmlerindeki gibi tellallık yapıp:

-Ey ahali, ey kuru kalabalık!!! diyerek bağırasım geliyor!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER