Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Fatih ARITÜRK
Fatih ARITÜRK

MUAMMAR KADDAFİ  DİKTATÖR MÜYDÜ!

42 yıl süreyle Libya’nın tek hâkimi konumundaki Muammer Kaddafi’nin diktatör olup olmadığı tartışılıyor. Evet, Muammer Kaddafi diktatördü. Ancak, halkı tarafından sevilen bir diktatör! Bütün diktatörlerin yönettikleri devletin kaynaklarını kendileri ve aileleri lehlerine kullandıklarını söyleyebiliriz. Diktatörler, geleceklerini garanti altına almak için ülkelerinden kaçırdıkları paraları dış ülkelerde kendilerine göre güvenilir bankalara yatırırlar. Amaç, bir gün ülkeden kaçmak zorunda kalırlarsa, kendilerinin ve ailelerinin rahat içinde yaşamlarını sağlamaktır.

42 yıl süreyle Libya’yı yöneten Muammer Kaddafi’nin büyük bir servet sahibi olduğu ortaya çıktı.  Kaddafi’nin 400 milyar dolarlık servetinin olduğu iddiaları var. Libyalı yetkililer bu serveti bulmaya çalışırken, paranın bir kısmının yurt dışına kaçırıldığını, bir kısmının da gizli hesaplarda tutulduğunu iddia ediyorlar.

Diktatör olmasına diktatördü ama, gelmiş geçmiş diktatörleri sıralamaya tabi tutarsak, Kaddafi yine de hepsinin kat-kat fevkinde halkına yararı bir diktatördü. Halkının aç ve açıkta kalması pahasına servet edinme peşine düşmemişti. Kaddafi döneminde Libya’da aç olan, açıkta olan yoktu. Bekar gençlerin bile evlenmelerine katkı sunar, iş kurmaları için gereken desteği sağlar, evlerini kurar, dayar, döşerdi. Yani, gelmiş geçmiş diktatörlerin en merhametlisi, en hayırlısıydı. Bu arada, Kıbrıs Barış harekâtında Türkiye’ye sağladığı katkıyı asla unutmamak gerekir.

İnanır mısınız, Libya halkı diktatör Kaddafi dönemini mumla aramaktadır. Kaddafi’yi katleden emperyalist güçlerin amaçları, Libya’yı kaosa sürüklemekti. Çünkü Kaddafi iş başında olduğu sürece bunu başaramazlardı.

Kaddafi’nin, servetinin büyük bir bölümünü Fransa’daki bankalarda sakladığı iddiaları var. Bu arada Güney Afrika, ABD, İtalya, İsviçre, İngiltere ve hatta Türkiye’de açtığı gizli hesaplarda sakladığı paralar olduğu iddia edilmektedir.

Kaddafi’nin sadece para birikimi yapmadığı, aynı zamanda çok sayıda taşınmazlarının bulunduğu Paris’te apartmanları, Nijer nehri çevresinde yüzlerce hektarlık tarım alanları, çok sayıda otel ve Mali’nin Timbuktu şehrinde lüks bir villasının olduğu söyleniyor.

Ülkenin petrol gelirleri ve Batı’dan gelen yatırımlar, yıllar süren Kaddafi rejimi boyunca kayıt altına alınmamıştı. Batılı zenginlerin, çok kez doğrudan Kaddafi’yle iletişime geçip, onu ikna ederek yatırımlar yaptığı biliniyor. Bu paraların bir kısmının, Kaddafi’nin kaçan kurmaylarıyla birlikte yurt dışına çıktığı, bir kısmının ise Batılı bankalarda dondurulduğu belirtilmektedir. İstanbul’da da bazı bankaların gizli hesaplarında  paraları olabileceği, İstanbul Emniyet teşkilatının Kaddafi’ye ait olduğu tahmin edilen dünyada eşine az rastlanır bir hançere el koyduğu, soyu tükenen mamutların dişinden yapılma bir kabzaya sahip hançerin, yasadışı yollarla satılmak üzereyken yakalandığı bilinmektedir. Bir iddiaya göre Kaddafi’nin gizli servetine ait paraların seri numaraları bile biliniyor ve buna göre izleri sürülüyormuş.

Dünyanın gerçek anlamda cumhuriyet rejimleriyle tanışması Fransız ihtilaliyle başlamıştır. Tarihin derinliklerinde cumhuriyete benzeyen yönetimler olmuşsa da, gerçek anlamda cumhuriyet rejimleri 18, yüzyılın sonlarında ortaya çıkmağa başlamıştır. Krallar, padişahlar, imparatorlar tarafından yönetilen ülkelerin cumhuriyetle tanışmaları 19. Yüzyılın sonlarında ve 20. Yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir. Özellikle 20. Asrın ilk yarısında Avrupa dahil birçok ülkelerde rejimin adı cumhuriyet bile olsa, iktidarlara hakim olanlar diktatörlerdir.

20 yüzyılın en meşhur diktatörleri arasında Mao Zedong, Adolf Hitler, Josef Stalin, Hideko Tujo, Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi’nin isimlerini sayabiliriz. Türkiye’de bazı geri zekalıların Mustafa Kemal ATATÜRK için de diktatör demelerine karşılık, tarih bunun böyle olmadığının kanıtıdır. Mustafa Kemal diktatör olsaydı, o da diğer diktatörler gibi HIRSIZLIK YAPAR, dış ülkelerdeki bankalarda gizli hesaplar açtırarak, geleceğini garanti altına almak peşine düşerdi. ATATÜRK, ülkesinden para çalarak dış ülkelerde gizli hesaplar açtırmak şöyle dursun, bütün mal varlığını Türkiye Cumhuriyeti Devletinin muhtelif kurum ve kuruluşlarına hibe etmiştir. Örnek olması açısından bugün trilyonlar değerinde olan İş Bankası hissesinin gelirini Türk Tarih Kurumuna hibe ettiğini vurgulamakla yetinelim. Atatürk’ün, başka ülkelerin bankalarında gizli veya açık hiçbir hesabı olmadığı bilinen bir gerçektir.

Evet, bütün diktatörler en azılı hırsızlar sınıfına dahildir. Ama çaldıklarının ne kendilerine, ne de ailelerine bir yararı olmadığı Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi örneğinde olduğu gibi ortadadır. Bu arada Libya halkının, Muammer Kaddafi’yi arar duruma düştüğü gibi Irak halkının da Saddam Hüseyin’i arar durumda olduğunu belirtelim!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER