Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet ARITÜRK
Ahmet ARITÜRK

NE ACELENİZ VAR!

Cumhur ittifakı, kendi adayının AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu açıkladıktan sonra, ısrarlı bir şekilde (ADAYINIZI AÇIKLAYIN) diye akıllarınca Millet İttifakını sıkıştırmak istiyorlar. Yahu, ne aceleniz var. Zamanı gelince MİLLET İTTİFAKI da elbette adayını açıklayacaktır. Adaylık için belirlenmiş süreler vardır. Daha seçim tarihi kesinleşmeden (ADAYINIZI AÇIKLAYIN) demekteki ısrarın amacı ne!

Altılı muhalefetin, yedi partiden oluştuğunu, yedinci partinin HDP olduğunu iddia eden  Adalet Bakanı Bekir Bozdağ HDP için “Her zaman o masanın içinde olan bir parti” buyurmuş. Sormazlar mı, BARIŞ SÜRECİNDE, HDP hatta PKK ile kol-kola olan hangi partiydi. İşinize geldiği zaman Abdullah Öcalan’ın kardeşinin mektubunu TRT televizyonlarından okutacaksınız, işinize geldiği zaman Cem evlerine giderek, dedelerin ellerini öpeceksiniz, işinize gelmeyince de (TU-KAKA) diyeceksiniz, öyle mi!

Unutulmaması gereken husus şudur. HDP de, Aleviler de bu ülkenin gerçekleridir. Türkiye’de 25 milyondan fazla Alevi vardır. Son genel seçimde HDP’nin oy oranı yüzde 12’ye yakındı. Bu gerçekleri görmezden gelip, Alevileri ve HDP’yi dışlamak yerine, Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve beraberliği açısından kucaklamak gerekmez mi!

Altılı masadaki liderlerin cumhurbaşkanı adayı ismini konuşmaktan çekindiğini dile getiren  Bozdağ, “Adayınız eğer Kılıçdaroğlu olmayacaksa, bilinmedik biriyse adam çıksın, kendini tanıtsın, projelerini anlatsın, millet onu tanısın. ‘Efendim, çıkaracağımız adam yıpratılır.’ Demek ki kirli birini çıkaracaklar. O zaman elbette yıpranır. Temiz birini çıkaracaksanız niye korkuyorsunuz?” buyurmuş.

Adalet Bakanı olarak sayın Bozdağ da çok iyi  biliylor ki, adaylık konusunda yasal bir süreç vardır. O yasal süreç içinde aday ortaya çıkar. Türkiye, daha seçimlerin sath-ı mahalline girmemiş, seçimin ne zaman yapılacağı kesinleşmemişken, ısrarlı bir şekilde (ADAYINIZI  AÇIKLAYIN) demenin amacı ne! Elbette, bir amaç için bu talep sık-sık yapılmaktadır. Anlaşılan o ki Millet İttifakı adayını yasal süresi içinde açıklamayı hedeflemektedir. Yani, Cumhur ittifakı (AÇIKLA) diyor, diye açıklayacak değil. Bekleyin, zamanı gelince görürsünüz!

Millet İttifakı da herhalde tutup FETÖ için: “Fethullah Gülen bu ülkenin yetiştirmiş olduğu değerli bir kıymettir, bu ülkenin milli ve manevi değerlerine bağlı nesillerin yetişmesi için hizmetini yapıyor. Her şeyi de açık. Devletin denetimi, gözetimi altında her şey açık” diyen birini getirmeyecektir.

Hele, Cumhurbaşkanlığına aday gösterilecek biri için peşin bir hükümle (HERHALDE KİRLİ BİRİ OLACAK) demek, hiç mi, hiç yakışık almıyor…

RAHMETLE ANIYORUZ

Her fani gibi Türkiye Cumhuriyetinin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de 17 Haziran 1915’te bir Çarşamba günü dar-ı dünyadan, dar-ı ukbaya yelken açmıştı.

Demirel’in vefatıyla ilgili açıklamayı şimdilerde İYİ Partiden Ispata Milletvekili olan özel doktoru Aylin Cesur yapmıştı. Ankara’da Güven Hastanesi önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Cesur, Süleyman Demirel’in defni ile ilgili olarak da “Memleketi olan Isparta-İslamköy’de eşinin yanında toprağa verilecek” demişti. Bilindiği gibi Demirel, kendisi gibi Ispartalı olan Merhume Nazmiye Demirel’le evliydi. Nazmiye Demirel 27 Mayıs 2013 tarihinde vefat etmiş ve Isparta’da, İslamköy’de toprağa verilmişti.

Süleyman Demirel 1960’lı yıllardan bu yana Türk siyasi hayatına damgasını vuran en renkli simalardan biridir. Demokrat Parti döneminde (Su işleri Genel Müdürü) olarak görev yapan bir bürokratken, 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra yıldızı parlayan bir siyaset adamı olmuştur. 6 defa gitmek ve yedi defa dönmekle ünlü bir siyasetçi olan Demirel siyaset hayatını Türkiye Cumhuriyetinin 9. Cumhurbaşkanı olarak taçlandırmıştır.

1924 yılında Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy’de dünyaya gelen Demirel, sözde köyde çobanlık yapmıştır. Bunun için (ÇOBAN SÜLÖ)  olarak tanımlanmıştır. Çobanlığın, Peygamberlik Mesleği olarak bilinmesinden hareketle, Demirel’e bu unvanının verilmesinin gerçekte parlatmak amaçlı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Demirel,1965-1993 yılları arasında 7 farklı hükümette toplam 10 yıl 5 ay başbakanlık yapmıştır. Türkiye’nin en genç genel müdürü, İsmet İnönü ve Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra en uzun başbakanlık yapmış siyasetçisidir. 31 yaşında genel müdür, 40 yaşında parti genel başkanı, 41 yaşında başbakan olmuştur. Türkiye’nin çok partili sisteme geçtiği 1946’dan sonraki dönemde, kurduğu 7 hükümetle en çok hükümet kuran siyasetçisidir.

1953 yılında Seyhan Barajı inşaatı başladığında Proje Mühendisi iken Başvekil Adnan Menderes’in dikkatini çekerek 1954 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde Barajlar Dairesi Başkanlığına atanmış, 1955 yılında da Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tayin edilmiştir. Eisenhower Vakfı tarafından bursiyer olarak  ABD’ye giden Demirel, 1962-1964 yılları arasında serbest müşavir-mühendis olarak çalışmış, aynı yıllarda Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği konusunda dersler vermiştir.

1962 yılında, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi olarak siyasete atılan Demirel, 20 Mayıs 1963 ayaklanması sırasında “Şapkamı alıp giderim” diyerek partideki görevinden istifa etmiş ve Amerikan Morrison firmasının Türkiye temsilcisi olarak, parti başkanı Emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala vefat edene kadar müteahhitlik yapmıştır. Bunun için de kendisine (Morrison Süleyman) lakabı takılmıştır. .

28 Kasım 1964 tarihinde Adalet partisine genel başkan seçilmesinin ardından, kurulmasını sağladığı ve Şubat-Ekim 1965 tarihleri arasında görev yapan koalisyon hükûmetinde meclis dışından Başbakan Yardımcısı olarak görev almıştır.

10 Ekim 1965’te yapılan genel seçimlerde başında bulunduğu AP, yüzde 52 oy alarak tek başına iktidar olunca, Isparta Milletvekili olarak parlamentoya giren Demirel Türkiye’nin 12. Başbakanı olarak hükûmeti kurmuş ve 4 yıl süreyle Başbakanlık yapmıştır. Bu dönem, Demirel’in ilk Başbakanlık dönemidir.

10 Ekim 1969 genel seçimlerde de Adalet Partisi %48 oy alarak yine tek başına iktidar olunca İkinci Demirel hükümeti kurulmuştur. Ancak, 1971 yılında 12 Mart muhtırası ile askerler darbe yapınca Demirel şapkasını alıp gitmiş, bu konuda yapılan yorumlara da (Ne yani, şapkamı neden bırakacaktım!) diye zihinlere kazınan bir Demirel vecizesi(!) daha kullanmıştı.

1973 yılında yapılan genel seçimlerde, Bülent Ecevit’in (döneminin Karaoğlan’ı) liderliğindeki CHP,  birinci parti olmuştu. 1975 yılında kurulan birinci Milliyetçi Cephe hükümetinde, “AP-MSP-MHP-CGP” koalisyonunda tekrar başbakan oldu.

1977 seçimlerinde de en çok oyu alan CHP olduğu halde hiç bir parti tek başına hükümet kuramıyordu. 1977 yılında kurulan ikinci MC hükümetinde, “AP-MHP-MSP” koalisyonunda başbakanlık yaptı. Güneş Motel Olayı diye adlandırılan operasyonla CHP, Adalet Partisinden 13 milletvekilini bakanlık vaadiyle transfer ettikten sonra 2. MC hükümeti düştü.

1978 başında Ecevit tek başına iktidar oldu. AP’den transfer edilen milletvekillerinin çoğuna bakanlık verildi. 1979 ara seçimlerinde devrimci grupların da CHP’yi boykot etmesiyle Demirel tekrar tek başına iktidar oldu.

Bu sırada DPT Müsteşarlığına Turgut Özal getirildi. 24 Ocak 1980 Türkiye’nin liberal ekonomiye geçişinde tam bir dönüm noktası oldu. 1980 yılında olayların önüne geçilemezken, eski başbakan Nihat Erim, Tekel Bakanı Gün Sazak ve Maden-İş genel başkanı Kemal Türkler öldürüldü.

1971 muhtırası ile 1980 darbesi arasında 1975, 1977 ve 1979 yıllarında 3 defa koalisyon hükümeti kuran Süleyman Demirel, 12 Eylül darbesinden sonra bir müddet Zincirbozan askeri tesislerinde tutuklu kaldı. 1987’ye kadar 7 sene yasaklı olarak siyaset dışı kaldı. 6 Eylül 1987’de yapılan halk oylaması ile siyasi yasaklar kaldırıldı ve 24 Eylül 1987 tarihinde, Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı’na seçildi.

29 Kasım 1987’de yapılan genel seçimlerde Isparta Milletvekili olarak tekrar TBMM’ne girdi. 20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimler sonrasında da, DYP ile Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin bir araya gelerek koalisyon kurduğu 49. T.C. Hükümeti’nde Başbakan olarak görev aldı.

Turgut Özal’ın vefatı üzerine 16 Mayıs 1993 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Demirel’in Cumhurbaşkanlığı sırasında 1997 yılında gelişen 28 Şubat sürecinde Postmodern darbe yapıldı. Bu süreçte, Başbakanlıktan istifa eden Necmettin Erbakan’ın yerine, arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’i değil Anavatan Partisi Başkanı Mesut Yılmaz’ı Başbakan tayin etti, sonra da bu hükümetin güvenoyu alabilmesi için bir grup DYP milletvekilini partilerinden koparttı. Cumhurbaşkanlığı görevini 2000 yılında dönemin Anayasa Mahkemesi başkanı kendisi gibi Afyon Lisesi mezunu olan Ahmet Necdet Sezer’e devretti.

30 yaşında genel müdür, 40 yaşında parti genel başkanı, sonra başbakan olan; 12 seneye yaklaşan başbakanlık görevinde, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesine çeşitli hizmetlerde bulunan. Demirel’in tek başına iktidar olduğu 1965-1971 döneminde Türkiye’nin ekonomisi ortalama yıllık %7 oranında büyümüştür. Türkiye’nin en genç genel müdürü, en genç başbakanı, İsmet İnönü ve Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra en uzun başbakanlık yapmış kişisi olan Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanlığı görevini tamamladıktan sonra aktif siyaseti bırakmıştı.

İşte, Süleyman Demirel’in bilinen unvanları:

Su Müdürü,

Barajlar Kralı,

Morisson Süleyman,

Çoban Sülü,

Şapkasını alıp giden Başbakan,

Bir Bilen,

Baba,

Demirel’in bir de siyaset literatürüne kazandırdığı söylemleri vardır. İşte onlardan bir kaçı:

Kıbrıs sorunu nedeniyle İngiltere’yle Türkiye’nin arasının kötü olduğu 1960’lı yıllarda Demirel İngiltere’ye gitmişti. Dönüşte gazeteciler soruyorlar:

-Efendim, neden İngiliz Dışişleri Bakanı’nın elini sıktınız?

Hazır cevap Demirel cevap vermiş:

-Ya neresini sıkacaktım kardeşim! Demirel Başbakan. 12 ada konusunda Yunanistan ile yine sorun yaşanmış, karşılıklı kılıçlar çekilmiş. Ertesi gün kabine toplanmış ve toplantı uzun saatler sürmüş. Dışarıda gazeteciler merakla yapılacak olan açıklamayı bekliyor:- Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi’nin bir Yunan gölü olduğunu iddaa ediyor. Cevabınız ne olacak?

Kendisine yönelik eleştirilere kızmayan Demirel, kızmış gibi görünerek:

-Kızdırmayın adamı! diye güler geçerdi.

Benzin kıtlığı yaşanan dönemde bir vatandaşın kendisine:

-Benzin bulamıyoruz! demesi üzerine cevap vermiş:

-Vardı da, biz mi içtik kardeşim!

Demirel’e, kontur gerillayı sormuşlar.

Cevap vermiş:– Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Ege zaten bir göl de değildir!!!

Benzin vardi da biz mi ictik?

Süleyman Demirel’in, zamanında benzin yokluğu hakkında kendisine gazetecilerden yönelen sorulara verdiği efsanevi cevap.

Bu cevap şöyle devam etmiştir: Su mu daha değerlidir benzin mi? Tabii ki su, benzin içilmez ama su içilir.

‘70 sente muhtacız !

Türkiye’de 70’lerin sonunda yaşanan ekonomik krize atfen sarf edilmiştir. Demirel, dış ticaret açığındaki artışı ve döviz darboğazını bu sözle ifade etmiştir.

Ben altı kere gittiysem yedi kere geldim

Başbakanken bir programda kendisine “sizi o bulunduğunuz yerden altı defa indirdiler, hala orada nasıl duruyorsunuz?” diyen gazeteciye verdiği cevap

* Beşiktaş’ı niye sormuyorsun? (kendisine Fenerbahçeyi mi, yoksa Galatasaray’ı mı tuttuğunu soran muhabire cevaben)

* Bana, “milliyetçiler adam öldürüyor” dedirtemezsiniz.

* Kırıkkale’de cephane fabrikası patlamıştır. neden önlem alınmadığı gazete manşetlerininden inmezken Demirel kendi uslübuyla olayı değerlendirir:  Kimin aklına gelir patlayacağı?

* Ben bir gün evimde otururken Çankaya’ya çıkayım diyerek çıkmadım.

 Yollar yürümekle aşınmaz

Demirel bu sözü, 8 kasım 1968’de AP Ankara İl Kongresinde sokaklara dökülen halk için söylemiştir. Daha sonra da “kimse beni yanlış çıkarmak için , bakalım yollar yürümekle eskir mi diyerek daha fazla yürümemiştir” diye geliştirmiştir.

-Hukuk devletinde bu tür örgütlere yer yoktur. Kontrgerilla tartışması kadar Türkiye’de havanda su dövülen bir başka konu da yoktur. Deniyor ki, araştıralım. O zaman her şeyi araştıralım, yarın güneş doğacak mı diye de araştıralım!

Bir gazeteci Demirel’e sormuş:

-(Derin devlet) diyorlar. Efendim bu derin devlet dedikleri nedir?

Demirel’in cevabı:

-Derin devlet, normal devletin raydan çıkmış halidir.

-Dün dündür, bugün bugündür.

Rahmetli Ecevit için kullandığı deyim:Bir kış PKK ateşkes ilan ettiğinde o vazgeçilmez üslubuyla devletin bakış açısını çok güzel özetler:“Kan döken insanlar ‘biz kan dökmekten vazgeçtik’ derlerse, ‘iyi yaptınız, alın size bir mükâfat verelim’ denmesi mümkün değil. Kan döken insanlara ‘aman vazgeçmeyin, kan dökmeye devam edin’ demek de mümkün değil. Kan döken insanlar bundan vazgeçerlerse, bu iyi olmadı demek de mümkün değil.”

-Dört kaz teslim etsen, akşama üçünü kaybedip gelir!

-Enkaz devraldık!

-Fırat’ın kenarındaki bir kuzudan ben sorumluyum. (Hazret-i Ömer’den esinlenerek)

Ebediyete intikalinin yıldönümünde ruhu şadolsun…

TAŞLAMA

ISRARLA DİYORLAR Kİ

MİLLET İTTİFAKINA

AÇIKLA ADAYINI

NE GEREK VAR Kİ BUNU

BİR ACELENİZ Mİ VAR

“ACELE İŞE ŞEYTAN

KARIŞIR” BİLESİNİZ

AÇIKLAMAMAK BUNDAN

ALEVİLER, HE-DE-PE

GERÇEĞİ BU ÜLKENİN

DIŞLAMAYA HAKKI YOK

ONLARI HİÇ KİMSENİN

AMAÇ BERABERLİKSE

İTEKLEME, KUCAKLA

ÖTEKİLEŞTİRME GEL

YANILIP DA SAKIN HA

BU ÜLKEDE SENSENBEŞ

MİLYON KARDEŞ OLMALI

SİYASETÇİ HERKESİ

SARIP, KUCAKLAMALI

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER