Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

 (NE HABER) Sitesinin Ahmet Arıtürk İle Yaptığı Röportaj -3-

SORU: Gazetecilik hayatınızda Siirt

SORU: Gazetecilik hayatınızda Siirt Gazetesinde birçok yazılar yazdınız. Bu yazılarda özellikle öne çıkan tür “TAŞLAMA” oldu. Yanlış fiilleri, geri kalmışlığı, kötü idareyi vb. durumları keskin ifadelerle eleştirdiğiniz sayısız TAŞLAMA kaleme aldınız. Neden özellikle TAŞLAMALAR yazdınız ve bu taşlamalardan sonra sıkıntılar yaşadınız mı?

CEVAP: Gazetecilik mesleğinde yazı yazmağa başladığım ilk günlerden itibaren istisnasız her gün (TAŞLAMA) adı altında dörtlükler yazdım. Bu bir gerçek ki iyi yazılmış 4 mısradan oluşan bir TAŞLAMA, bazı durumlarda sütunlarla yer işgal eden makalelerden daha etkili olabilir. Hatta okuyucular kolayca ezberleyerek yaygın bir şekilde nakleder ve kullanırlar. Elbette, zaman-zaman attığımız TAŞLARLA, KIRDIĞIMIZ BAŞLAR OLMUŞTUR. Ama gazetecilik mesleğinin kuralı budur. Ya doğruyu yazacaksın, ya da (GAZETECİYİM) demeyeceksin.

SORU: Gazeteciliğe, vatani göreviniz sebebiyle 2 yıl ara verdiniz ve Kıbrıs’ta askerlik yaptınız. O yıllarda Türkiye’nin en önemli gündem maddesi olan Kıbrıs meselesi üzerine bize bilgi verebilir misiniz?

CEVAP: İşin gerçeği şu ki, bugün 87. Yılını idrak etmiş (SİİRT) Gazetesi varsa varlığını sürdürmesini, büyük ölçüde bana ve ikizim Merhum Mehmet Metin Arıtürk’e borçludur. Özellikle gazetelerin geçmiş yıllarda harf bi harf dizilerek vücut bulmaları için kalifiye eleman bulmak oldukça zordu. Birçok yerel gazete, kalifiye eleman bulamamak yüzünden kapısına kilit vurmak zorunda kalmıştır. Ben ve rahmetli ikizim Gazetenin hem beden, hem de fikir işçileri konumundaydık. Askerlik çağımız gelince, Gazeteyi zor duruma sokmamak açısından önce ikizim Mehmet Metin askere gitti. O terhis olduktan sonra da askerlik görevine ben gittim.

Askere alındığım yıllarda Kıbrıs’ta çok feci olaylar yaşanmaktaydı. Kıbrıs hükümetinin başında Başpiskoposluktan gelen Makarios vardı. Kıbrıs’ta yaşanan katliamlar gazetelerde boy-boy ve fotoğraflı olarak yer almaktaydı. Askerlik işlemleri için yoklamaya gittiğimde, nereye gitmem,   istendiği soruldu. Hiç çekinmeden, Kıbrıs Türk Kuvvetler Alayına yazılmak istediğimi söyledim. Benim bu isteğim, Şube Başkanıyla birlikte komisyonda yer alan diğer üyeleri hayli etkilemiş olacak ki, şube başkanı kalkıp beni alnımdan öptü.

Tabii, Kıbrıs Türk Kuvvetler Alayına  gönderileceklerin ağır bir eğitimden geçirilmeleri gerekiyordu. İlk eğitimi Isparta’da yaptıktan sonra, elenenler oldu. Isparta’dan, İskenderun Dörtyola gönderildik. Orada, KOMANDO Eğitimi aldık. Yine tertiplerden kimileri elendi. Kıbrıs Türk Kuvvetler Alayına kabul edilenler, gemiyle Kıbrıs’a gönderildik. Kıbrıs’ta, gerçekten çok zor şartlar altında eğitim görmek yanında günde en az 9 saat nöbet tuttuğumuz oluyordu. Ama bu bir gerçek ki, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayında askerlerin gerek kıyafetlerine, gerek yemeklerine büyük itina gösterilmekteydi. Bizim bölüğümüz Lefkoşe’ye bitişik GÖNYELİ kasabasındaydı. Pazar günü izinlerinde genelde Lefkoşe’ye giderdik.

Kıbrıs Türk Kuvvetler alayında (HAVANCI), (BANDOCU) ve (İNZİBAT) olarak görev yaptım. Bu arada, kendi özel defterime anılarımı yazmaktaydım.

Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayındaki görevimiz tamamlandıktan sonra, askerliğin kalan bölümünü Siirt’e yaptım. Kıbrıs Türk Kuvvetler Alayında hizmet sürelerini tamamlayan bütün er ve erbaşlar, askerliklerinin kalan kısa bölümünü tamamlamak için kendi memleketlerine gönderilirler. Ben ve diğer Siirtli arkadaşlarım, da Siirt’te, Doğu Kışlada askerliğimizi ikmal ettik. Kıbrıs Türk Kuvvetler Alayında benimle birlikte 4 Siirtli vardı. Bunlar Merhum Hayrettin Ayyıldız ile Şükrü İlbaş ve Süleyman Kahraman’dı.

Şunu da belirteyim. Askerlik görevini yaptıktan sonra da KIBRIS ile ilgili çabalarımız devam etti. Ben ve yine İkizim Merhum Mehmet Metin’le birlikte Kıbrıs’ta yaşanan mezalimle ilgili Şehrimizde protesto mitingleri düzenledik.

Aklımda kaldığı kadarıyla bir protesto mitinginde şöyle bir ŞİİR okumuştum:

YURDUN DÖRT BİR YANINDAN

KIBRIS’A SESLENİYORUZ

SİZİNLE BERABERİZ

KALPTEN SÖZ VERİYORUZ

SİİRT’İN YİĞİTLERİ

MERTÇE HAYKIRIR ŞUNU

 DAVANIZ, DAVAMIZDIR

KAİNAT BİLSİN BUNU

 (DEVAM EDECEK)