Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ahmet ARITÜRK
Ahmet ARITÜRK

ÖNCE YASAK, SONRA YASAĞA, YASAK!!!

24 Temmuz Günleri sözde (Gazeteciler Bayramı) olarak kutlanırdı. Esprisi, Osmanlı Padişahlarından Sultan 2. Abdulhamid döneminde 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyetin ilanıyla gazetelerden sansürün kaldırılması olarak vurgulanır. Şu garabete bakınız, sözde sansürün kaldırılmasından 114 yıl sonra günümüz Türkiye’sinde öyle garip işler oluyor ki, sormayın, gitsin! Önce, bir haberin yayınlanmasına yasak getiriliyor, sonra, o haberin yayınlanmasının yasaklandığına dair haber yapılması da yasaklanıyor! Gerçekten de  Sultan 2. Abdulhamid’in dönemine rahmet okutacak bir durum!

Kimilerinin Basın Bayramı, kimilerinin  (Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü) olarak tanımladıkları günün arifesi sayılacak bir zaman diliminde sansürün kaldırılışından tam 114 yıl sonra Türkiye’de öyle enteresan olayların yaşanması, Sultan 2. Abdulhamid dönemine rahmet okutmakta! 21. Yüzyılın bu ilk çeyreğinde gerçekten de  Sultan 2. Abdulhamid’in dönemini aratacak ve rahmet okutacak durumlarla karşı karşıyayız.

24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edilince İstanbul’da çıkan gazeteler, sansür memurlarını içeri sokmama ve gazetelerini sansüre yollamadan basma kararı vermişti. Bu olayın yıldönümü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından 1948 yılında alınan bir kararla Basın Bayramı olarak ilan edilmişti. 1971’de “bayram” olmaktan çıkarılan günün adı, “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak değişmiştir. Anlaşılan o ki, hala değişen bir şey yok. 24 Temmuz’un Basın Bayramı değil, “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ” olarak değerlendirilmesi gerekmekte.

Büyük cetleri Sultan 2. Abdulhamid Han’ın yolunda olduklarını gördüğümüz, günümüz yöneticilerine, bu bakımdan gazeteciler olarak minnet ve  şükranlarımızı sunuyoruz!!!

EHLİYETSİZ VE LİYAKATSIZ  ATAMALARIN SONUCU!!!

(Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz), (Karadayı) gibi dizilerde, mafya ile işbirliği içinde olan bakanlar, milletvekilleri, hâkimler, savcılar, polisler canlandırılır da (DİZİ FİLM) der geçeriz. Oysa, bu gibi dizilere yansıyanlar gerçeğin ta kendisidir. Siyasiler, üst düzey bürokratlar ve emniyet mensupları içinde yasadışı işlere bulaşan, hatta ipin başında olanlar bile var. Nitekim, Adana’da bir uyuşturucu çetesini yönettiği iddia edilen Osman Yarbaş adındaki Savcı ile uyuşturucu işinde kullandığı öne sürülen Polisler hakkında tahkikata başlanmış bulunulmakta. Aynı Savcının, FETÖ’den hakkında soruşturma başlatılan kişilerden ‘takipsizlik kararı’ karşılığında 100 bin ila 500 bin lira istediği de iddialar arasında.

Adana’dan, Konya’ya eroin sevkiyatını yürüten suç örgütüne baskın yapan polisler, bir çeteyi çökertmiş, polis olan uyuşturucu kuryesinin telefonunda inceleme yapan narkotik ekipleri, aralarında polislerin de olduğu 20 kişilik çeteyi Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Osman Yarbaş’ın yönettiğini belirlemişti. Örgüt üyelerinin yabancı kişilerin üzerine alınmış GSM hatlarından bu kişileri arayıp para istedikleri de ortaya çıkmış bulunmakta. Örgütün bu şekilde 9 kişiden 3 milyon lira aldığı tespit edilmiş.

Uyuşturucu kaçakçısı Savcı Osman Yarbaş’ın, Kıbrıs’ta hukuk okuduğu, mezun olunca Antalya’da avukatlığa başladığı, 2017’de, avukatlardan hakim ve savcı ataması yapıldığı dönemde, Adana’ya savcı olarak atandığı, yani AKP savcısı olduğu özellikle vurgulanmakta. Dedesi Osman Yarbaş’ın Antalya Varsak belediyesi kurucu başkanı olduğu da verilen bilgiler arasında.

Aslında Savcının varlıklı bir aileden geldiği, bu servetin kaynağının ise, dedesinin belediye başkanlığı döneminden geldiği iddiaları var. Hazine ve 2/B arazilerinin satılması ve imara açılması döneminde halkın varlıklarının yağmalandığı ileri sürülüyor. Yani, Dedesine yakışır bir torun!

Edinilen bilgilere göre savcının uyuşturucu çete lideri olacak kapasitesi yok. Bu bakımdan,  arkasında daha büyük bir baron veya baronların  olduğunu ileri sürülüyor.

Bir savcının uyuşturucu işinde olması artık çok enteresan değil. Bu gibi olaylar, dizilerde kalmıyor, hayatımızın içinde yer alıyor. Ehliyetsiz ve liyakatsiz atamaların sonucu işte budur.

TAŞLAMA

SANSÜR KALDIRILMIŞTI

SÖZDE BUGÜN BASINDAN

ABDULHAMİD’İ BİLE

ARATTI BUNLAR İNAN

GAZETECİLER (TERÖRİST)

DİYE TUTUKLANIRKEN

SANSÜR KALKMIŞTIR DİYE

NASIL SEVİNEYİM BEN

ABDULHAMİD’İ ÇOKÇA

SEVDİKLERİ BELLİDİR

BASINA BAKIŞLARI

EN CANLI DELİLİDİR

ABDULHAMİD’İ BİLE

SOLLADILAR SANSÜRDE

BASIN HÜR VE BAĞIMSIZ

BAYRAM YAPARIZ BİZ DE!

ABDULHAMİD DÖNEMİ

SANSÜR UYGULANIYOR

GÖRMEDİM, İŞİTMEDİM

DENİLSİN İSTENİYOR

(İŞİTMEDİM, GÖRMEDİM,

SÖYLEDİM) OYUN BU

BİZE DENİLİYOR Kİ

OYNAYIN ÜÇ MAYMUNU

ÜÇ MAYMUNU OYNAMAK

GÖREVİDİR BASININ

BU GÖREVİ VEREN DE

YÜCE MECLİSTİR, BAKIN

CUMHURİYET BU GİDİŞ

YÜZ YILINI DOLDURMAZ

PADİŞAHLIK GELECEK

SEN HELE BEKLE BİRAZ

TAYYİP OLUR BİRİNCİ

PADİŞAHI ÜLKENİN

(TORUNUYUM) DİYOR YA

SULTAN ABDULHAMİD’İN

NE DE OLSA PADİŞAH

SOYUNDAN GELİYORLAR

(DEDEMİZ ABDULHAMİD)

DİYE TUTTURUYORLAR

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER