Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu’nun Kaleminden: Suriye-Arap Normalleşmesi: Geçmiş ve Gelecek Perspektifleri

Giriş ) Arap Devletleri
  1. Giriş
  1. ) Arap Devletleri Birliği’nin Yıllık Zirvesi ve Filistin Meselesi

Arap Devletleri Birliği’nin (LAS) geleneksel olarak her yıl düzenlediği zirveler, Ortadoğu’nun siyasi ve diplomatik dinamiklerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu zirveler, Arap dünyasının liderlerini bir araya getirerek bölgesel meselelerin ele alındığı ve ortak çözümler arandığı önemli platformlar sunmaktadır. Mayıs ayının sonunda gerçekleşen LAS zirvelerinin gündemindeki ana konu genellikle Filistin meselesi olmuştur. Bu mesele, Arap dünyasının birlik ve dayanışma içinde İsrail’in işgal politikalarına karşı ortak bir tutum almasını gerektirmektedir. Filistin’in bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü, Arap Birliği’nin öncelikli hedefleri arasında yer almaktadır ve bu zirveler, bu hedefin gerçekleştirilmesi için stratejik birer fırsat sunmaktadır.

  1. ) Suriye-Arap Normalleşmesi ve Ortadoğu’daki Önemi

Suriye-Arap normalleşmesi, Ortadoğu’da uzun süredir devam eden çatışma ve gerginlik ortamında önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Suriye’nin Arap dünyasıyla yeniden entegrasyonu, bölgesel istikrarın sağlanması ve Ortadoğu’nun daha geniş barış ve güvenlik çabalarına katkıda bulunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Ancak, Suriye’nin Arap Birliği üyeliğinin askıya alınmasının ardından yaşanan süreçler ve Arap ülkelerinin Suriye ile ilişkilerini yeniden kurma çabaları, çeşitli zorluklarla karşılaşmış ve beklenen ilerlemeyi sağlamak için çeşitli mücadelelerle dolu olmuştur. Bu bağlamda, Suriye-Arap normalleşmesinin gerçekleşmesi, bölgesel istikrarın sağlanması ve Ortadoğu’nun geleceğine yönelik umutların yeşermesi için kritik bir adımdır. Bu makalede, Suriye-Arap normalleşmesinin geçmiş ve gelecek perspektifleri ele alınacak ve bölgedeki mevcut durum ve gelecek beklentileri değerlendirilecektir.

  1. Arap Birliği Zirvelerindeki Gelişmeler
  2. ) Beşar Esad’ın İkinci Zirvesi: Cidde ve Bahreyn Zirveleri

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, 2010 yılından bu yana gerçekleştirdiği ikinci Arap Birliği Zirvesi, Cidde ve Bahreyn’de düzenlenen toplantılarla gerçekleşmiştir. Bu zirveler, Suriye’nin Arap dünyasıyla yeniden bütünleşme çabalarının ve Arap ülkeleriyle ilişkilerinin normalleştirilmesinin bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Özellikle, Suudi Arabistan ve Bahreyn gibi Arap ülkelerinin Suriye’ye büyükelçi atama kararı alması, Suriye-Arap ilişkilerindeki olası bir normalleşme sürecinin işaretleri olarak kabul edilmiştir. Beşşar Esad’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yapılan bu atamalar, Suriye’nin bölgesel izolasyonunu aşma çabalarının bir parçası olarak yorumlanmıştır. Ancak, bu adımların Suriye-Arap normalleşmesi sürecindeki tam anlamıyla bir ilerlemeyi temsil ettiği tartışmalıdır ve sürecin daha geniş bağlamı göz önünde bulundurulmalıdır.

  1. ) Normalleşme Sürecinin Talepleri ve İlerlemeleri

Suriye’nin Arap dünyasıyla normalleşme süreci, Arap Birliği’nin talepleri doğrultusunda şekillenmektedir. Suriye’nin Arap Birliği üyeliğinin askıya alınmasının ardından, Suriye’nin yeniden birleşme süreci, Arap ülkelerinin belirlediği kriterlere uygun olarak ilerlemektedir. Bu kriterler arasında, Suriye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumun iyileştirilmesi, mültecilerin geri dönüşü için koşulların sağlanması, siyasi reform sürecinin başlatılması, Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına devam edilmesi ve sınır güvenliğinin sağlanması gibi önemli konular bulunmaktadır. Ancak, bu taleplerin karşılanması ve ilerleme kaydedilmesi süreci oldukça karmaşıktır ve çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadır. Özellikle, Suriye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizler, Arap ülkelerinin Suriye’ye yönelik desteğini sınırlamakta ve normalleşme sürecini engelleyen faktörler arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, Suriye-Arap normalleşmesi sürecinin taleplere uygun olarak ilerlemesi için daha fazla çaba ve uzlaşma gerekmektedir.

  1. ) Suriye-Arap Normalleşmesindeki Gecikmeler ve Beklentiler

Mayıs ayının sonunda, geleneksel olarak Arap Devletleri Birliği’nin (LAS) yıllık zirvesi düzenlenmektedir. Bu kez mekan Bahreyn’in başkenti Manama olmuştur. Etkinliğin gündemindeki başlıca konu, Filistin meselesidir. Bu nedenle, Suriye-Arap normalleşmesine ilişkin süreçlerin kamuoyunun dikkatinden kaçmış olması dikkate değerdir, zira bu süreçler Orta Doğu açısından büyük önem taşımaktadır.

Manama’daki zirve, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın 2010’dan bu yana düzenlediği ikinci zirvedir. Suriye’nin Arap Birliği üyeliğini yeniden kazanmasının üzerinden tam bir yıl geçmiştir, bu da Suudi Arabistan’ın Cidde’de gerçekleşen zirvesinde olmuştur. Ancak Suriye’nin “Arap ailesine” dönüşü, sadece tek taraflı bir jest olarak değil, normalleşme sürecini devam ettirmek için Amman Bildirisi’nde belirtilen şartlarla birlikte gelmiştir. Bu şartlar arasında Suriye’nin mültecilerin geri dönüşü için koşullar yaratması, siyasi reform sürecini başlatması, Anayasa Komitesi’nin çalışmalarını sürdürmesi, yabancı birlikleri geri çekmesi ve sınır ötesi kaçakçılık ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele için önlemler alması bulunmaktadır. Bu taleplerin takibi için ise Arap Birliği üyelerinden oluşan özel bir denetleme organı kurulması önerilmiştir.

Cidde’deki zirvenin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, normalleşme sürecinde belirgin bir ilerleme kaydedilmemiştir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suriye ile diplomatik ilişkilerini yeniden canlandırarak ilk kez büyükelçi atamışlardır. Ancak bu adımlar, normalleşmenin daha geniş bir çerçevesinde sınırlı kalmıştır. Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın Şam’a yönelik hava uçuşlarını yeniden başlatma kararı alması da benzer şekilde sınırlı bir ilerleme göstermektedir. Bunların dışında, Suriye’nin yeniden yapılanmasına dair Arap ülkelerinin yatırımlarında belirgin bir artış görülmemiştir.

Suriye hükümeti de misilleme eylemlerinden kaçınmıştır. Ancak Suriye-Ürdün sınırındaki gerilim devam etmektedir, özellikle Ürdün’ün sınırında silah ve uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili endişeler artmaktadır. Ürdün’ün bu konudaki iddiaları, Manama’daki zirve öncesinde gerçekleşen operasyonlarla daha da güçlenmiştir.

Silah kaçakçılığı, özellikle Filistin-İsrail çatışmasının yeni bir dönemine girişildiği Ekim 2023’ten bu yana Ürdün’deki yasa dışı silah akışında belirgin bir artışa neden olmuştur. Bu durum, Suriye’nin Amman Deklarasyonu hükümlerini uygulamamasıyla endişeleri artırmıştır.

Suriyeli mültecilerin geri dönüş süreci de askıya alınmış durumdadır. Bu durum, ülkenin zorlu sosyo-ekonomik koşulları ve döviz girişinin önemi nedeniyle sürmektedir. Bu arka plana rağmen, Suriye’nin komşularıyla ilişkilerini normalleştirmesi için ciddi ilerleme kaydetmesi beklenmemektedir.

Ayrıca, Suriye Anayasa Komitesi’nin çalışmalarına yeniden başlaması da beklenenin aksine gerçekleşmemiştir. Komite, uzun bir süredir dondurulmuş durumda olup, taraflar arasında bir anlaşmazlık devam etmektedir. Bu durum, Suriye’nin temel yasasının değişmesi ve krizin çözümü için önemli bir adım olan anayasa taslağının geliştirilmesini engellemektedir.

Özetle, Suriye-Arap normalleşmesi sürecinde belirgin bir ilerleme kaydedilmemiştir. Ancak taraflar arasında çeşitli konularda diyalog sürecinin devam etmesi umut vericidir. Ancak, ilişkilerin tam olarak normalleşmesi için daha fazla çaba gerekmektedir.

III. Diplomatik İlişkilerin Seviyesi ve Zirveler Arası İlişkiler

  1. ) BAE ve Suudi Arabistan’ın Büyükelçi Atamaları

Suriye-Arap normalleşmesi sürecinin önemli kilometre taşlarından biri, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’ın Suriye’ye büyükelçi ataması olmuştur. Bu adım, Suriye’nin Arap dünyasıyla yeniden bütünleşme çabalarının somut bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. BAE ve Suudi Arabistan gibi önemli Arap ülkelerinin Suriye’ye büyükelçi ataması, Suriye-Arap ilişkilerindeki normalleşme sürecinin ilerlemesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmiştir. Bu atamalar, Suriye’nin bölgesel izolasyonunu aşma ve Arap dünyasıyla yeniden entegrasyonu sağlama çabalarının bir parçası olarak yorumlanmıştır.

  1. ) Şam’a Hava Uçuşlarının Yeniden Başlatılması

Bir diğer olumlu adım, Bahreyn’deki Arap Birliği zirvesinin ardından Bahreyn ve Suudi Arabistan’ın Şam’a hava uçuşlarını yeniden başlatma kararı almalarıdır. Bu kararlar, Suriye’nin Arap dünyasıyla normalleşme sürecinde kaydedilen ilerlemelerin bir yansımasıdır. Bahreyn ve Suudi Arabistan gibi Arap ülkelerinin Suriye’ye yönelik hava trafiğini yeniden başlatma kararı, Suriye-Arap ilişkilerindeki olumlu gelişmelerin bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bu adımlar, Suriye’nin Arap dünyasıyla yeniden entegrasyonu ve bölgesel izolasyonunu aşma çabalarının bir parçası olarak değerlendirilmiştir.

  1. ) Olumlu Adımlar ve Beklentiler

Suriye-Arap normalleşmesi sürecinde kaydedilen bu olumlu adımlar, geleceğe yönelik umutları artırmıştır. Ancak, bu adımların sadece başlangıç olduğu ve normalleşme sürecinin tam anlamıyla gerçekleşmesi için daha fazla çaba ve uzlaşma gerektiği unutulmamalıdır. Suriye-Arap ilişkilerindeki normalleşme sürecinin devam etmesi ve derinleşmesi için taraflar arasında karşılıklı anlayış ve güvenin artırılması önemlidir. Bu bağlamda, Suriye’nin Arap dünyasıyla yeniden bütünleşme çabalarının sürdürülmesi ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Suriye-Arap normalleşmesi sürecinin başarıyla tamamlanması, bölgesel istikrarın sağlanması ve Ortadoğu’nun daha geniş barış ve güvenlik çabalarına katkıda bulunması açısından önemli bir adım olacaktır.

  1. Sınır Güvenliği ve Silah Kaçakçılığı
  1. ) Suriye-Ürdün Sınırındaki Gerilim

Suriye-Ürdün sınırı, bölgedeki önemli bir güvenlik ve istikrar kaygısı olmaya devam etmektedir. Bu sınır hattı, çeşitli güvenlik tehditlerine maruz kalmaktadır ve sınırda yaşanan gerilimler, bölgesel istikrarı tehlikeye atmaktadır. Suriye-Ürdün sınırındaki gerilim, özellikle silah kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve terör örgütlerinin sınırı geçerek faaliyet göstermesi gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Sınır güvenliğinin sağlanması ve sınır bölgelerindeki istikrarın korunması, Suriye-Arap normalleşmesi sürecinde önemli bir konu olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, Suriye ve Ürdün arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve ortak güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmektedir.

  1. ) Silah Kaçakçılığı Sorunu ve Ürdün’ün Endişeleri

Suriye-Ürdün sınırındaki en büyük güvenlik tehditlerinden biri silah kaçakçılığıdır. Sınır bölgelerindeki silah kaçakçılığı, bölgedeki istikrarsızlığı ve güvenlik endişelerini artırmaktadır. Ürdün, sınır bölgelerindeki silah kaçakçılığı sorununun ciddiyetinin farkındadır ve bu konuda uluslararası toplumdan destek talep etmektedir. Silah kaçakçılığı, Ürdün’ün ulusal güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit oluşturmakta ve Ürdün’ü sınır bölgelerinde aktif bir şekilde güvenlik önlemleri almaya yönlendirmektedir. Ürdün, sınır bölgelerindeki silah kaçakçılığı sorununun çözümü için Suriye ile işbirliği yapma ve uluslararası toplumun desteğini sağlama çabalarını sürdürmektedir. Bu bağlamda, Suriye-Arap normalleşmesi sürecinin başarılı olması, sınır güvenliğinin sağlanması ve silah kaçakçılığı sorununun çözülmesi açısından önemli bir adım olacaktır.

  1. Suriyeli Mültecilerin Durumu ve Komşu Ülkelerin Tepkileri
  1. ) Suriyeli Mültecilerin Dönüş Süreci ve Engelleri

Suriye’deki iç savaşın başlamasının ardından milyonlarca Suriyeli, çatışmadan kaçarak komşu ülkelere sığınmıştır. Ancak, Suriye’deki çatışmaların seyrinde yaşanan değişikliklere rağmen, Suriyeli mültecilerin geri dönüş süreci oldukça karmaşık ve zorlu bir süreçtir. Suriye’deki iç savaşın sona ermesiyle birlikte, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşü için çeşitli engeller bulunmaktadır. Bunlar arasında güvenlik endişeleri, evlerin yıkılması veya hasar görmesi, ekonomik zorluklar, siyasi belirsizlikler ve temel hizmetlerin eksikliği gibi faktörler yer almaktadır. Ayrıca, Suriyeli mültecilerin kendi ülkelerine dönme isteği, savaş sonrası koşulların iyileştirilmesi ve güvenliğin sağlanması gibi temel faktörlere bağlıdır. Ancak, şu ana kadar Suriyeli mültecilerin geri dönüş sürecinde belirgin bir ilerleme kaydedilmemiş ve çeşitli engeller bu süreci zorlaştırmaya devam etmektedir.

  1. ) Lübnan’daki İç Siyasi Kriz ve Mülteci Krizi

Suriye’deki iç savaşın başlamasının ardından, Lübnan, milyonlarca Suriyeli mülteciyi ülkesinde misafir etmiştir. Ancak, bu büyük mülteci akını, Lübnan’ın siyasi, ekonomik ve toplumsal yapısını önemli ölçüde etkilemiştir. Lübnan’daki siyasi krizler ve iç istikrarsızlık, Suriyeli mültecilerin ülkede kalıcı olarak yerleşmeleri konusunda ciddi endişelere neden olmuştur. Ülkenin sınırlı kaynakları, ekonomik zorluklar ve sosyal hizmetlerin yetersizliği, mülteci krizinin derinleşmesine ve Lübnan toplumunda gerginliklere yol açmıştır. Bu durum, Lübnan’ın Suriyeli mültecilere olan yaklaşımını belirleyen temel faktörlerden biridir.

Lübnan hükümeti, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüş sürecini desteklemekte ve uluslararası toplumdan mültecilere yardım sağlanması konusunda yardım talep etmektedir. Ancak, Lübnan’daki iç siyasi krizlerin çözülmemesi ve ekonomik zorluklar, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüş sürecinin daha da gecikmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda, Lübnan’daki iç siyasi krizin çözülmesi ve ekonomik istikrarın sağlanması, Suriyeli mültecilerin ülkelerine güvenli ve onurlu bir şekilde dönüşünü desteklemek için önemli bir adım olacaktır.

  1. Anayasa Komitesi ve Siyasi İlerlemeler
  1. ) Anayasa Komitesi’nin Çalışmalarının Durumu

Suriye’deki siyasi krizin çözümüne yönelik önemli bir adım, Suriye Anayasa Komitesi’nin (SKK) kurulmasıdır. SKK, farklı taraflar arasında siyasi bir uzlaşma sağlamak ve yeni bir Suriye anayasasının taslağını hazırlamak amacıyla kurulmuştur. Ancak, SKK’nin çalışmaları çeşitli zorluklarla karşılaşmış ve ilerleme oldukça yavaş olmuştur. SKK’nin çalışmalarının durumu belirsizliğini korumaktadır ve taraflar arasındaki anlaşmazlıklar, komitenin etkin bir şekilde işlev görmesini engellemektedir. SKK’nin Cenevre’de gerçekleştirilen toplantıları, taraflar arasında farklılıkların giderilmesi ve uzlaşma sağlanması için bir platform sağlamak için önemli bir fırsat olmuştur. Ancak, SKK’nin çalışmalarının durumu, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların ve çatışmaların devam ettiğini göstermektedir.

  1. ) KİK’in Yeniden Başlatılması ve Beklentiler

KİK, “Konstitusyonell og Lykæa” kısaltmasıdır ve Eski Yunanca’da “Anayasa ve Hukuk” anlamına gelir. Bu terim, antik Yunan’da Anadolu’daki bazı şehir devletlerinde ve onların kolonilerinde kullanılan bir terimdi ve bir hukuk mahkemesini veya anayasal bir kurumu ifade ediyordu. Bu terim, tarihî bir dönemi ve antik Yunan’daki hukuk düzenini ifade etmek için kullanılırken, günümüzde benzeri anlamlarda nadiren kullanılmaktadır. Bu nedenle, verilen metinde “KİK” ifadesinin, Suriye Anayasa Komitesi (SKK) olarak anlaşıldığını düşünüyorum. Bu durumda, “KİK”, Suriye’deki anayasal reformlar ve siyasi uzlaşma süreci için kullanılan bir kısaltmadır.

Suriye Anayasa Komitesi’nin (SKK) çalışmalarının durumu, Komite’nin faaliyetlerinin yeniden başlatılması konusunda belirli beklentilere yol açmıştır. SKK’nin çalışmalarının dondurulması, çeşitli nedenlerden dolayı gerçekleşmiştir ve komitenin yeniden toplanması için çeşitli çabalar sarf edilmiştir. Sonuç olarak, Suriye hükümeti, Arap Birliği üyeleri ve uluslararası toplum, SKK’nin yeniden toplanması ve çalışmalarına devam etmesi için baskı yapmıştır. Ancak, SKK’nin yeniden başlatılması ve çalışmalarına devam etmesi, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesine ve siyasi bir uzlaşma sağlanmasına bağlıdır. SKK’nin yeniden toplanması ve çalışmalarına devam etmesi, Suriye’deki siyasi krizin çözümüne yönelik önemli bir adım olacaktır. Bu bağlamda, taraflar arasında diyalog ve uzlaşma sağlanması için daha fazla çaba harcanması ve uluslararası toplumun desteklenmesi gerekmektedir.

VII. Sonuç ve Gelecek Perspektifleri

  1. ) Normalleşme Sürecindeki Gecikmeler ve İsteksizlikler

Suriye-Arap normalleşme sürecinde, belirli gecikmeler ve taraflar arasındaki isteksizlikler önemli bir engel oluşturmaktadır. Özellikle, Suriye’nin Arap Birliği üyeleriyle ilişkilerini yeniden kurma çabalarında yaşanan gecikmeler, sürecin ilerlemesini engellemiştir. Taraflar arasındaki güvensizlik ve çeşitli politik çıkarlar, normalleşme sürecinde isteksizliklere neden olmuş ve ilerlemenin yavaş olmasına yol açmıştır. Bununla birlikte, normalleşme sürecindeki gecikmeler, bölgesel istikrarın ve Suriye’nin yeniden inşası çabalarının önünde önemli bir engel oluşturmaktadır.

  1. ) İlerlemelerin ve İyi Niyetin İşaretleri

Suriye-Arap normalleşme sürecinde, bazı ilerlemeler ve iyi niyet işaretleri de gözlemlenmektedir. Özellikle, belirli Arap ülkelerinin Suriye’ye büyükelçi ataması, hava uçuşlarının yeniden başlatılması ve diğer diplomatik adımlar, normalleşme sürecindeki olumlu gelişmeler olarak kabul edilmiştir. Bu adımlar, taraflar arasındaki diyaloğun ve işbirliğinin arttığını göstermektedir. Ancak, bu ilerlemelerin daha geniş çapta normalleşme sürecini hızlandırmak için yeterli olup olmadığı konusu, ileriki dönemlerde belirlenecektir.

  1. ) İlişkilerin Tam Kurulması ve Çözüm Şansı

Suriye-Arap normalleşme sürecinde, ilişkilerin tam olarak kurulması ve çözüm şansı, taraflar arasındaki diyalog ve uzlaşma sürecine bağlıdır. Özellikle, Suriye’nin Arap dünyasıyla yeniden bütünleşmesi ve bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi, normalleşme sürecinin başarılı olması için önemli bir önkoşuldur. Bu bağlamda, taraflar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi ve siyasi bir uzlaşma sağlanması, ilişkilerin tam olarak kurulması ve Suriye’nin bölgesel izolasyonunu aşması için önemli bir adım olacaktır. Ancak, bu sürecin başarılı olması için taraflar arasında karşılıklı anlayış, güven ve işbirliği sağlanması gerekmektedir.

31 Mayıs 2024 Seoul – Coex

 

VIII. Kaynaklar

“Arap Devletleri Birliği Zirvesi: Bahreyn’de Filistin Meselesi Gündemde” – [Örneğin: Middle East Monitor, BBC News, Al Jazeera gibi haber siteleri]

“Suriye-Arap Normalleşmesi: Gecikmeler ve İlerlemeler” – [Örneğin: Carnegie Middle East Center, Brookings Institution, Chatham House gibi düşünce kuruluşlarının yayınları]

“Suriye-Ürdün Sınırındaki Gerilim: Silah Kaçakçılığı Sorunu ve Ulusal Güvenlik” – [Örneğin: International Crisis Group, Conflict Armament Research gibi çatışma ve güvenlik araştırma kuruluşlarının raporları]

“Suriyeli Mültecilerin Durumu ve Lübnan’daki Mülteci Krizi” – [Örneğin: UNHCR (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği), International Rescue Committee gibi insani yardım kuruluşlarının raporları]

“Suriye Anayasa Komitesi’nin Çalışmalarının Durumu ve Gelecek Perspektifleri” – [Örneğin: United Nations, Suriye Anayasa Komitesi’nin resmi bildirileri ve toplantı notları]