Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu’nun Kaleminden: Türkiye’nin BRICS’e Katılım Süreci, Stratejik Değerlendirme ve Gelecek Perspektifleri

1.) Giriş Hakan Fidan’ın

1.) Giriş

  • Hakan Fidan’ın Çin Ziyareti ve BRICS Hakkındaki Açıklamaları

Ülkemizin Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, Çin ziyaretinde önemli açıklamalarda bulunarak, BRICS’in (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu ekonomik blok) Türkiye için taşıdığı potansiyel önemi vurguladı. Fidan, BRICS’in Avrupa Birliği’ne alternatif bir ticaret ve ekonomi birliği olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekti. Bu bağlamda, Türkiye’nin yarım asırdan fazladır Avrupa Birliği üyeliği için çabaladığını fakat somut bir ilerleme kaydedemediğini belirtti. Fidan, Türkiye’nin BRICS’e katılma arzusunu açıkça dile getirerek, Çinli meslektaşlarından destek talep etti.

  • Makalenin Amacı ve Kapsamı

Bu makale, Türkiye’nin BRICS’e katılım sürecini ve bu sürecin stratejik önemini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Makale, Hakan Fidan’ın açıklamalarından yola çıkarak, Türkiye’nin BRICS’e üyelik isteğinin tarihsel arka planını, BRICS’in genişlemesi ve Türkiye’nin potansiyel üyeliği ile ilgili jeopolitik ve ekonomik faktörleri, Türkiye’nin BRICS üyeliğinin küresel ekonomi üzerindeki potansiyel etkilerini, sürecin önündeki engelleri ve fırsatları ele alacaktır. Ayrıca, Türkiye’nin bölgesel işbirliği politikaları ve BRICS üyeliğinin bu politikalara olan etkisi incelenecektir. Son olarak, Türkiye’nin BRICS üyeliği sürecinin gelecekteki gelişmeleri ve beklentileri değerlendirilerek sonuçlar çıkarılacaktır.

2.) Türkiye’nin BRICS’e Katılma İsteğinin Oluşumu

2.1. Türkiye’nin BRICS’e İlgi Göstermesinin Geçmişi

Türkiye’nin BRICS’e katılma isteği, son yıllarda giderek artan bir şekilde dile getirilmektedir. Bu ilginin kökenleri, Türkiye’nin ekonomik ve politik stratejilerindeki değişikliklere dayanmaktadır. Değerli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ilk olarak altı yıl önce Türkiye’nin BRICS’e katılma niyetini açıkça belirtmiş ve hatta BRICS’in adının “BRICST” olarak değiştirilmesini önermiştir. Bu öneri, Türkiye’nin bu bloğun bir parçası olma arzusunun güçlü bir göstergesidir. Türkiye’nin BRICS’e ilgi göstermesinin arkasında yatan nedenlerden biri, Avrupa Birliği üyeliği sürecinde yaşanan hayal kırıklıklarıdır. Yarım asırdan fazla süredir devam eden AB üyeliği çabalarının sonuçsuz kalması, Türkiye’yi alternatif uluslararası platformlarda yer almaya yöneltmiştir.

2.2. BRICS’in Türkiye için Önemi ve Alternatif Olarak Algılanması

BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın oluşturduğu bir ekonomik blok olarak, küresel ekonomi ve ticaretin önemli aktörlerinden biridir. Türkiye için BRICS, Avrupa Birliği’ne alternatif bir platform olarak değerlendirilmektedir. BRICS, hızlı büyüyen ekonomileri ve geniş ticaret ağları ile Türkiye’nin ekonomik kalkınma hedeflerine katkı sağlayabilecek bir birliktir. Özellikle, Türkiye’nin gelişen sanayi, gelişmiş hizmet sektörü ve stratejik lojistik konumu, BRICS üyeliği için önemli avantajlar sunmaktadır. BRICS’in genişlemesi ve yeni üyeler kabul etmesi, Türkiye’nin bu birliğe katılma isteğini daha da artırmıştır.

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle Asya ile Avrupa arasında bir köprü oluşturarak, BRICS üyeliği ile bu stratejik avantajını daha da pekiştirmeyi hedeflemektedir. Ayrıca, BRICS üyeliği, Türkiye’nin küresel ticaret ağlarını çeşitlendirme ve dış ticaretini coğrafi olarak genişletme politikasını desteklemektedir. Türkiye’nin BRICS’e katılımı, aynı zamanda küresel ekonomi ve ticarette yeni dinamikler yaratabilir, bu da Türkiye’nin ekonomik ve siyasi etkinliğini artırabilir. Bu bağlamda, Türkiye’nin BRICS’e katılma isteği, sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda stratejik bir hamle olarak değerlendirilmektedir.

  1. BRICS’in Genişlemesi ve Türkiye’nin Potansiyel Üyeliği

3.1. BRICS’in Genişleme Süreci ve Yeni Üyelerin Katılımı

BRICS, 2009 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın bir araya gelerek oluşturduğu bir ekonomik blok olarak kurulmuştur. Örgütün amacı, üye ülkeler arasındaki ekonomik işbirliğini güçlendirmek, küresel ekonomide daha fazla söz sahibi olmak ve gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarını savunmaktır. BRICS’in genişleme süreci, 2023’te Johannesburg’da yapılan zirvenin ardından hız kazanmıştır. Zirve sonrasında İran, Mısır, Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi önemli ülkeler, BRICS’in yeni üyeleri olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, Suudi Arabistan da BRICS’e katılma sürecini başlatmış ve 2023 yılında sekreterlikten resmi bir davet almıştır.

Bu genişleme süreci, BRICS’in küresel ekonomik güç merkezi olma hedefini daha da pekiştirmiştir. Yeni üyelerin katılımı, örgütün ekonomik ve ticari hacmini artırmış ve Küresel Güney’in önde gelen ticaret ve ekonomik bloğu olarak konumunu güçlendirmiştir. BRICS’in genişlemesi, üye ülkeler arasındaki ekonomik bağların güçlenmesini ve daha kapsayıcı bir uluslararası ekonomik düzenin oluşmasını desteklemektedir.

3.2. Türkiye’nin BRICS’e Katılımının Jeopolitik ve Ekonomik Nedenleri

Türkiye’nin BRICS’e katılma isteğinin ardında bir dizi jeopolitik ve ekonomik neden bulunmaktadır. Jeopolitik açıdan, Türkiye, Avrupa ile Asya arasında stratejik bir köprü konumundadır. Dört denizle çevrili olması ve Doğu Akdeniz ile Kızıldeniz’deki kritik ticaret yollarına yakınlığı, Türkiye’yi BRICS için değerli bir ortak haline getirmektedir. Türkiye’nin bu konumu, dünya ticaretinin geçiş noktalarında etkili olmasını sağlamaktadır ve bu, BRICS’in küresel ticaretteki etkinliğini artırabilir.

Ekonomik açıdan, Türkiye’nin gelişen sanayi sektörü, gelişmiş hizmet sektörü ve lojistik kapasitesi, BRICS için önemli avantajlar sunmaktadır. Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu, ekonomik büyüme ve yenilikçilik potansiyelini artırmaktadır. TÜİK verilerine göre, Türkiye’nin genç nüfus oranı, AB ülkelerine kıyasla daha yüksektir ve bu durum, ülkenin ekonomik dinamizmini desteklemektedir. Ayrıca, Türkiye’nin coğrafi konumu ve lojistik altyapısı, Avrupa ve Asya pazarlarını birbirine bağlayarak ticaretin kolaylaştırılmasına katkı sağlamaktadır.

Türkiye’nin BRICS’e katılımı, küresel ekonomi ve ticarette yeni fırsatlar yaratabilir. BRICS üyeliği, Türkiye’nin dış ticaretini coğrafi olarak çeşitlendirme ve Küresel Güney ile ekonomik ilişkilerini güçlendirme stratejisine uygun bir adımdır. Ayrıca, BRICS’in ideolojik ilham kaynağı olan Jim O’Neill’in öngördüğü gibi, 2050 yılına kadar küresel ekonomik üretimin %40’ına ulaşma hedefi doğrultusunda, Türkiye’nin katılımı bu hedefin gerçekleştirilmesine katkıda bulunabilir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin BRICS’e katılma isteği, hem jeopolitik hem de ekonomik nedenlerle güçlü bir temele dayanmaktadır. Bu üyelik, Türkiye’nin küresel ekonomik ve siyasi arenadaki etkisini artırma potansiyeline sahiptir.

  1. Türkiye’nin BRICS Üyeliği ve Küresel Ekonomiye Etkisi

4.1. BRICS’in Küresel Ekonomik Dengedeki Rolü

BRICS, küresel ekonomik dengedeki rolünü hızla artıran önemli bir ekonomik bloktur. Bu grup, dünya nüfusunun büyük bir kısmını ve küresel GSYİH’nin önemli bir bölümünü temsil etmektedir. BRICS ülkeleri, ekonomik büyüme hızları, doğal kaynak zenginlikleri ve büyük iç pazarlarıyla dikkat çekmektedir. Özellikle Çin ve Hindistan gibi hızla büyüyen ekonomiler, BRICS’in küresel ekonomik sistemdeki önemini artırmaktadır.

BRICS’in küresel ekonomik dengedeki rolü, sadece üye ülkelerin ekonomik büyüklüğünden kaynaklanmamaktadır. Bu blok, aynı zamanda gelişmekte olan ülkeler arasında ekonomik işbirliğini ve dayanışmayı teşvik etmekte, küresel ekonomik yönetişimde daha adil bir yapı oluşturmayı amaçlamaktadır. BRICS, uluslararası ticaret ve finansal sistemde reform çağrıları yaparak, gelişmekte olan ülkelerin sesini daha güçlü bir şekilde duyurmayı hedeflemektedir. Örneğin, BRICS Kalkınma Bankası’nın kurulması, üye ülkelerin altyapı projelerine finansman sağlama ve ekonomik kalkınmayı destekleme açısından önemli bir adımdır.

4.2. Türkiye’nin BRICS’e Katılımının Küresel Ekonomik Dinamiklere Etkisi

Türkiye’nin BRICS’e katılımı, küresel ekonomik dinamikler üzerinde çeşitli etkiler yaratabilir. İlk olarak, Türkiye’nin stratejik konumu ve ekonomik potansiyeli, BRICS’in küresel ekonomik etkisini artırabilir. Türkiye, Avrupa ile Asya arasında bir köprü işlevi görmesi nedeniyle, ticaret yollarının çeşitlendirilmesi ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi açısından kritik bir rol oynayabilir. Bu durum, BRICS üyelerinin ticaret hacmini artırarak, küresel ticaretin daha dengeli ve kapsayıcı hale gelmesine katkı sağlayabilir.

Ekonomik açıdan, Türkiye’nin BRICS’e katılımı, blok içinde yeni işbirliği ve yatırım fırsatları yaratabilir. Türkiye’nin gelişen sanayi ve hizmet sektörü, BRICS ülkeleri ile ekonomik entegrasyonun derinleşmesine olanak tanıyacaktır. Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu, inovasyon ve ekonomik büyüme potansiyelini artırarak, BRICS’in uzun vadeli ekonomik hedeflerine ulaşmasını destekleyebilir. Ayrıca, Türkiye’nin lojistik kapasitesi ve altyapı projeleri, BRICS ülkeleri arasında daha güçlü bir bağlantı kurulmasını sağlayabilir.

Türkiye’nin BRICS’e katılımı, küresel ekonomik dengeleri yeniden şekillendirebilir. Batı merkezli ekonomik yapının yanında, BRICS gibi alternatif ekonomik blokların güçlenmesi, küresel ekonomik sistemde çok kutuplu bir yapı oluşturabilir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomik karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayarak, küresel ekonominin daha adil ve dengeli bir şekilde yönetilmesine katkıda bulunabilir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin BRICS’e katılımı, hem BRICS’in küresel ekonomik rolünü güçlendirecek hem de küresel ekonomik dinamiklerde önemli değişikliklere yol açabilecektir. Türkiye’nin ekonomik ve jeopolitik özellikleri, BRICS için önemli avantajlar sunarken, aynı zamanda küresel ekonomik sistemde yeni denge ve işbirliği imkanları yaratacaktır.

  1. Türkiye’nin BRICS Üyeliği Sürecinde Karşılaştığı Engeller ve Fırsatlar

5.1. NATO ve AB Üyeliği Bağlamında Engeller

Türkiye’nin BRICS’e üyelik sürecinde en büyük engellerden biri, mevcut NATO ve AB üyelikleridir. NATO üyesi olarak Türkiye, Batı’nın güvenlik politikalarına ve stratejik hedeflerine bağlıdır. Bu durum, BRICS gibi Batı dışı ekonomik ve politik bloklarla olan ilişkilerde karmaşıklık yaratabilir. NATO’nun stratejik çıkarları ve BRICS’in hedefleri arasında uyumsuzluklar bulunabilir ve Türkiye’nin iki taraf arasında denge kurması gerekecektir.

Ayrıca, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik süreci de BRICS’e katılımında bir engel teşkil edebilir. AB ile derin ekonomik ve siyasi bağları olan Türkiye, BRICS’e katılma sürecinde AB’nin tepkileriyle karşılaşabilir. AB, Türkiye’nin BRICS’e katılımının Avrupa’nın ekonomik ve siyasi çıkarlarına zarar vereceği endişesiyle bu sürece karşı çıkabilir. Bu durumda, Türkiye’nin hem AB hem de BRICS ile dengeli bir ilişki kurma çabası, diplomatik ve stratejik zorluklar yaratabilir.

5.2. Ekonomik ve Finansal Zorluklar ve Potansiyel Çözümler

Türkiye’nin BRICS’e katılımı sürecinde karşılaşabileceği bir diğer engel, ekonomik ve finansal zorluklardır. Türkiye’nin yüksek enflasyon oranları ve işsizlik gibi ekonomik sorunları, BRICS üyeleri arasında ekonomik entegrasyonun derinleşmesi sürecinde zorluklar yaratabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Batılı mali ağlarla olan yakın ilişkisi, BRICS ülkeleriyle olan finansal işbirliğini karmaşık hale getirebilir.

Bu zorluklara rağmen, Türkiye’nin BRICS’e katılımı sürecinde çeşitli fırsatlar da mevcuttur. Öncelikle, BRICS üyeleri arasında ekonomik ve finansal işbirliğinin güçlendirilmesi, Türkiye’nin ekonomik sorunlarının çözümünde destek olabilir. BRICS Kalkınma Bankası gibi kurumlar, Türkiye’nin altyapı projelerine finansman sağlayarak ekonomik büyümeyi destekleyebilir. Ayrıca, BRICS ülkeleriyle ticaret ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesi, Türkiye’nin ekonomik çeşitliliğini artırarak dışa bağımlılığını azaltabilir.

5.3. BRICS Üyeliği Sürecinde Türkiye’nin Jeopolitik Konumu

Türkiye’nin jeopolitik konumu, BRICS üyeliği sürecinde hem fırsatlar hem de zorluklar sunmaktadır. Türkiye, Asya ile Avrupa arasında stratejik bir köprü konumunda bulunması nedeniyle BRICS için önemli bir üye adayıdır. Bu durum, BRICS ülkelerinin küresel ticaret ve lojistik ağlarını genişletme ve çeşitlendirme hedeflerine katkı sağlayabilir. Türkiye’nin lojistik altyapısı ve ulaşım koridorları, BRICS ülkeleri arasında daha güçlü ekonomik bağlantılar kurulmasını mümkün kılabilir.

Öte yandan, Türkiye’nin jeopolitik konumu, aynı zamanda çeşitli bölgesel ve küresel sorunlarla da karşı karşıya kalmasına neden olabilir. Orta Doğu’daki siyasi istikrarsızlıklar ve bölgesel çatışmalar, Türkiye’nin BRICS üyeliği sürecinde dikkatle yönetilmesi gereken riskler arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin bölgesel diplomasi ve güvenlik politikalarında başarılı olması, BRICS üyeliği sürecinde önemli bir avantaj sağlayabilir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin BRICS üyeliği sürecinde karşılaştığı engeller ve fırsatlar, hem ülkenin mevcut uluslararası ilişkileri hem de ekonomik ve jeopolitik dinamikleriyle yakından ilişkilidir. Türkiye, NATO ve AB üyelikleri bağlamında denge politikaları geliştirirken, ekonomik ve finansal zorlukların üstesinden gelmek için BRICS’in sunduğu işbirliği ve yatırım fırsatlarını değerlendirebilir. Jeopolitik konumunun avantajlarını kullanarak, BRICS üyeliği sürecinde aktif ve stratejik bir rol oynayabilir.

  1. Türkiye’nin BRICS Üyeliği ve Bölgesel İşbirliği

6.1. Türkiye’nin Bölgesel Politikaları ve BRICS Üyeliği İlişkisi

Türkiye’nin BRICS üyeliği sürecinde bölgesel politikaları önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye, özellikle Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar gibi bölgelerde aktif bir dış politika izlemekte ve bu bölgelerdeki ülkelerle ekonomik, ticari ve siyasi ilişkilerini güçlendirmektedir. Türkiye’nin bölgesel politikaları, BRICS üyeliğiyle uyumlu bir şekilde gelişebilir ve bu süreçte Türkiye’ye stratejik avantajlar sağlayabilir.

BRICS üyeliği, Türkiye’nin bölgesel politikalarını daha geniş bir perspektiften ele almasını sağlayabilir. Özellikle İran, Mısır ve Suudi Arabistan gibi BRICS üyesi veya aday ülkelerle olan ilişkiler, Türkiye’nin bölgesel politikalarında yeni işbirliği fırsatları yaratabilir. Türkiye, BRICS çatısı altında bu ülkelerle ortak projeler geliştirerek bölgesel istikrarı ve ekonomik kalkınmayı destekleyebilir. Ayrıca, BRICS üyeliği Türkiye’nin bölgesel politikalarında daha bağımsız hareket etme kapasitesini artırabilir ve Batı’nın etkisini dengeleyebilir.

6.2. Türkiye’nin BRICS Üyeliğinin Bölgesel Ekonomik ve Ticari İşbirliğine Etkisi

Türkiye’nin BRICS üyeliği, bölgesel ekonomik ve ticari işbirliğini önemli ölçüde etkileyebilir. Türkiye, BRICS üyeliği sayesinde bölgesel ticaret hacmini artırabilir ve yeni pazarlar keşfedebilir. BRICS üyeleri arasında yer alan ülkelerle ticari ilişkilerin güçlendirilmesi, Türkiye’nin ihracat potansiyelini artırarak ekonomisinin çeşitlenmesine katkı sağlayabilir.

BRICS üyeliği, Türkiye’nin bölgesel ekonomik işbirliğinde lider bir rol üstlenmesine de olanak tanıyabilir. Türkiye, BRICS üyeleriyle ortak yatırım projeleri ve altyapı çalışmaları yürüterek bölgesel kalkınmayı destekleyebilir. Örneğin, BRICS Kalkınma Bankası’nın finansman desteğiyle, Türkiye’nin lojistik ve ulaşım altyapısını geliştirecek projeler hayata geçirilebilir. Bu projeler, bölgesel ticaret yollarının iyileştirilmesine ve Türkiye’nin bir ticaret merkezi haline gelmesine katkı sağlayabilir.

Bunun yanı sıra, Türkiye’nin BRICS üyeliği, bölgesel enerji işbirliği açısından da önemli fırsatlar sunabilir. Türkiye, enerji kaynakları açısından zengin olan BRICS ülkeleriyle işbirliği yaparak enerji güvenliğini artırabilir ve enerji ticaretini çeşitlendirebilir. Bu durum, Türkiye’nin enerji bağımlılığını azaltarak, ekonomik ve siyasi istikrarına katkı sağlayabilir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin BRICS üyeliği, bölgesel işbirliği ve entegrasyon açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bölgesel politikalarının BRICS üyeliğiyle uyumlu hale getirilmesi, Türkiye’nin stratejik konumunu güçlendirebilir ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlayabilir. BRICS üyeliği, Türkiye’nin bölgesel ekonomik ve ticari işbirliğinde lider bir rol üstlenmesine olanak tanırken, enerji güvenliği ve ticaret hacmi açısından da önemli avantajlar sunmaktadır.

  1. Türkiye’nin BRICS Üyeliği ve Küresel Dengede Yeni Bir Dönem

Hakan Fidan’ın Çin ziyareti sırasında yaptığı önemli açıklamalar, Türkiye’nin uluslararası arenadaki rolünü ve küresel ekonomideki dengeleri yeniden şekillendirme çabalarını vurgulamaktadır. Fidan’ın Çinli meslektaşlarına yönelttiği vurgular, BRICS’in Avrupa Birliği’ne alternatif bir yapı olarak Türkiye’nin önemini artırmıştır. Türkiye’nin uzun süredir bu yönde çaba göstermesine rağmen, Fidan’ın açıklamaları, bu hedefe ulaşma yolunda yeni bir ivme kazanıldığını işaret etmektedir.

Rusya Devlet Başkanı Basın Sözcüsü Dmitry Peskov’un olumlu yanıtı, Türkiye’nin BRICS’e katılma isteğinin ciddiyetini ve potansiyel üyeliğinin değerini vurgulamıştır. BRICS dışişleri bakanları zirvesinde Türkiye’nin üyeliğinin ele alınacak olması, bu sürecin önemli bir adımıdır ve kararın alınmasından önceki ilk aşamayı oluşturacaktır.

BRICS’in hızla genişlemesi, Türkiye’nin bu platforma katkı sağlaması açısından önemlidir. Örgütün kapsamının genişlemesi, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi rolünün daha da güçlenmesine olanak tanımaktadır. Goldman Sachs ekonomisti Jim O’Neill’ın belirttiği gibi, Türkiye’nin BRICS’e katılma isteği, örgütün küresel ekonomik üretimdeki payını artırma hedefine olumlu katkı sağlayabilir.

Ancak, Türkiye’nin BRICS üyeliği sürecinde karşılaşabileceği bazı zorluklar da göz ardı edilmemelidir. NATO üyeliği ve AB ile ilişkiler gibi konular, Türkiye’nin BRICS üyeliği için önemli engeller oluşturabilir. Ayrıca, ekonomik ve finansal sorunlar da Türkiye’nin BRICS’e entegrasyonunu zorlaştırabilir.

Tüm bu faktörlere rağmen, Türkiye’nin BRICS’e katılma isteği, uluslararası ilişkilerde ve küresel ekonomide yeni bir denge arayışının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. BRICS’in genişlemesi, küresel güç dengesindeki değişimlere uyum sağlama çabalarının bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, Türkiye’nin BRICS’e katılma isteği, uluslararası toplumun dikkatle izlemesi gereken önemli bir gelişmedir.

8.) Sonuçlar ve Gelecek Perspektifleri

8.1. Türkiye’nin BRICS’e Katılımının Değerlendirilmesi

Hakan Fidan’ın Çin ziyaretinde yaptığı önemli açıklamalar, Türkiye’nin BRICS’e katılımının değerlendirilmesinde yeni bir perspektif sunuyor. Fidan’ın vurguladığı gibi, Türkiye’nin BRICS’e katılımı, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını işaret edebilir. Türkiye’nin BRICS’e katılma isteği, ülkenin dış politikasındaki stratejik bir tercihi yansıtıyor ve Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gücünün artan bir şekilde tanınmasını sağlıyor.

BRICS üyeliği, Türkiye’nin uluslararası arenada daha etkin bir rol oynamasını ve küresel ekonomik ve siyasi dengeye katkı sağlamasını sağlayabilir. Türkiye’nin BRICS’e katılması, bölgesel ve küresel işbirliğinin artmasına ve küresel sorunlara daha etkili çözümler bulunmasına olanak tanıyabilir. Türkiye’nin BRICS üyeliği, Çin ile olan stratejik ortaklığını daha da güçlendirebilir ve Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesindeki rolünü daha da önemli hale getirebilir.

8.2. Türkiye’nin BRICS Üyeliği Sürecinde Beklenen Gelişmeler

Türkiye’nin BRICS üyeliği sürecinde önemli gelişmelerin yaşanması beklenmektedir. Özellikle Rusya’nın Türkiye’nin BRICS’e katılımını memnuniyetle karşıladığı belirtilmiştir. Bu durum, Türkiye’nin BRICS’e katılma sürecinin olumlu bir şekilde ilerlediğini göstermektedir. Türkiye’nin BRICS üyeliği, önümüzdeki dönemde daha fazla tartışma ve müzakereye konu olabilir ve Türkiye’nin BRICS üyeliği konusunda kararlılığını ortaya koyması beklenmektedir.

Gelecek perspektiflerine bakıldığında, Türkiye’nin BRICS üyeliği sürecinin başarıyla sonuçlanması durumunda, Türkiye’nin bölgesel ve küresel etkisinin artacağı öngörülmektedir. BRICS üyeliği, Türkiye’nin ekonomik büyümesini destekleyebilir ve ülkenin uluslararası alanda daha fazla tanınmasını sağlayabilir. Türkiye’nin BRICS’e katılması, bölgesel işbirliğini artırarak Türkiye’nin ekonomik ve siyasi gücünü daha da güçlendirebilir.

6 Haziran 2024 – Seoul