Türkiye’de, medya üzerinde adı konulmamış gizli bir sansür olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız! Zaten, yazılı basının yüzde doksan beşi yandaş kalemlerden oluşuyor. Sosyal medyada çıkan ve birilerinin canlarını sıkan haberler, yorumlar bloke ediliyor. Bundan olacak, Suriye’de ve Libya’da neler olup bittiğini bilemiyoruz. Kulaktan dolma, yalan, yanlış haberler ortalıkta dolaşıyor. Oysa yetkililer ve etkililer, zamanında gerçekçi, yeterli ve inandırıcı açıklamalar yapsalar kendileri açısından da çok daha iyi olacak. Vatandaşlara, gerçeklerin anlatılması aleyhte değil, lehte sonuçlar verir.
Geçenlerde TELE 1’de Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç’in, KRT’de emekli Amiral Türker Ertürk’ün katıldıkları programları izledim. Özellikle Suriye ve Libya konularında izlenen politikaların yanlışlıklarına vurgu yapılırken, bu konularda ve diğer bazı konularda medya üzerinde uygulanan sansürün geri teptiğini, kamuoyunun yanlış bilgilenmesine yol açtığını belirten konuşmacılar, vatandaşların her konuda doğru bilgilendirilmelerinin ne kadar önemli olduğuna vurgu yaptılar.
Sansür, Sultan 2. Abdulhamid döneminin de en katı uygulamalarından biriydi. O yıllarda az sayıda olan gazeteler, hükümet komiserleri tarafından okunup, incelenip onaylanmadan, basılamaz ve dağıtılamazdı. Öylesine bir sansür uygulaması vardı ki, (YILDIZ SARAYI)nı çağrıştıracağı evhamından hareketle (YILDIZ) kelimesini kullanmak bile suçtu! Öyle anlaşılıyor ki, mevcut yöneticilerin ABDULHAMİD AŞKLARI DA BU SANSÜR UYGULAMALARINDAN KAYNAKLIDIR. Boşuna, 2. Abdulhamid Han için (CEDDİMİZ, BÜYÜK HAKAN) demiyorlar! Sansür uygulamaları açısından, Sultan 2. Abdulhamid’e bile rahmet okuttuklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Medya üzerinde sansür uygulanır ve gerçekler hasıraltı edilmeğe çalışılırsa, haliyle meydan boş kalır. Günümüzde yazılı medya ile televizyonları ve radyoları kontrol altına almak mümkün olsa bile, sosyal medyayı dizginlemek imkânsızdır. Yayınlanmasını istemediğiniz haberler, yorumlar sosyal medyada abartılarak verilir, uygulanan sansür, haliyle geri teper
Bunun için, vatandaşların yaşamlarını ve ülkenin sorunlarını doğrudan ilgilendiren konularda, yetkililerin zamanında ve inandırıcı açıklamalarda bulunmaları, yazılı ve sosyal medyanın kalemşörlerine de, konularla ilgili düşüncelerini açık bir şekilde dile getirmeleri fırsatının verilmesi gerekeceğini anımsatalım. Diyeceğimiz şu ki, yetkililer ve etkililer, gerekli açıklamaları zamanında ve inandırıcı olacak şekilde yapmazlarsa, sosyal medyada abartılı olarak verilmelerine tepki göstermeleri gerçekçi olmaz!
Bu ülkenin vatandaşlarının, ülkenin sorunlarını bilmeleri, neyin ne için yapıldığını, neyin ne için yapılacağını öğrenmeleri en doğal haklarıdır. Gerçekleri gizlemeğe, üzerlerini örtmeğe kalkışırsanız, zararını en çok siz görürsünüz!
Bir ülkede, gerçek anlamda düşünceyi yazmak, açıklamak, konuşmak hürriyeti yoksa o ülkede demokrasi de yok demektir! Demokrasi olmayan yerde, en büyük darbeyi ekonomi alır! Özet olarak ne kadar sansür, o kadar başıbozukluk, ne kadar demokrasi, o kadar ekonomi! Bunun için sansürü çağrıştıracak eylemlere son verilmesini diliyor, etkililere ve yetkililere samimi duygularımızla tavsiye ediyoruz…
TAŞLAMALAR
HİÇBİR İŞ GİZLİ KALMAZ
BİLİNİZ BU ORTAMDA
BİR OLAN BİN GÖRÜNÜR
SANSÜR OLURSA HATTA
NE KADAR DEMOKRASİ
KALKINMA DA O KADAR
DEMOKRASİ OLMAYAN
ÜLKELER KALKINMAZLAR
DOĞRU PARALEL GİBİ
DEMOKRASİ-KALKINMA
BİRBİRİNE EŞİTTİR
BU GERÇEĞİ UNUTMA
GİZLİ-KAPAKLI İŞLER
ZARAR VERİR ÜLKEYE
GERÇEĞİ VATANDAŞTAN
GİZLEMEK NİÇİN-NEYE