Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Cüneyt ARITÜRK
Cüneyt ARITÜRK

SİİRT’İN ĞIYERT KÖYÜNDEN, ÇAĞLAYAN ADLİYESİNE VE ŞEHADET MERTEBESİNE YOLCULUK

Bugünkü yorum yazımızda, Siirt’in Hıyert köyünden, Çağlayan Adliyesine ve oradan Şehadet mertebesine giden bir yolculuğu gündeme getirelim istedik.  Savcı Hemşerimiz ADALET DAĞITICI Merhum Mehmet Selim Kiraz 2015 yılının Mart ayının 31’nci günü çalıştığı İstanbul Çağlayan Adliyesinde  şehit edilmişti. O gün, sosyal medya  Berkin Elvan soruşturmasını yürüten Çağlayan Adliyesi Savcılarından Mehmet Selim Kiraz’ın  makam odasında rehin alınması olayı ile çalkalanıyordu. M. Selim Kiraz aynı zamanda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu Savcısıydı. İstanbul Adliyesinde teröristlerce rehin alınan ve operasyonun ardından ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede şehit düşen Kiraz, daha 46 yaşlarındaydı. Her şehit gibi Kiraz için de Çağlayan’daki İstanbul Adliye Sarayında cenaze töreni düzenlenmiş, Eyüp Sultan Camiinde öğle vakti kılınan namazın ardından aziz naşı Eyyüp Sultan Mezarlığına defnedilmişti.

Kiraz’ın eşi de Çağlayan Adliyesi’nde hâkim olarak görev yapıyordu. Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın  hayatını kaybettiği olayda ölü ele geçirilen iki teröristin, adliyeye avukat  cübbesiyle geldikleri tespit edilmişti.

Olay, anlatılış şekliyle ne kadar sıradan geliyor değil mi! Oysa bu öylesine lalettayin bir terör eylemi değildi. Savcı Mehmet Selim’e sıkılan kurşunlar, aslında ADALETE SIKILMIŞTI. KATLEDİLMEK İSTENEN ADALETTİ! Türkiye, hukukun bittiği noktaya sürükleniyordu. Hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplayan manevi bir zırhtır. Hukuk, ancak kaybedildiği zaman değerinin farkına vardığımız sağlığımız gibidir.

Adalet, herkese kendi hakkını vermek konusunda kat’i ve devamlı bir iradedir. O iradeyi katlettiğiniz zaman, bütün insanlığı katletmiş olursunuz. (Adalet mülkün temelidir.) özdeyişi boşuna söylenmemiştir. Adaletsiz medeniyet olmaz. Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adil olması gerekir. Adalete kurşun sıkılan yerde, demokrasinin varlığından söz edilemez. En güzel insan, adalet dağıtan insandır. Savcı Mehmet Selim Kiraz da, adalet terazisini en hassas şekilde kullanan bir adalet dağıtıcısıydı. Bu açıdan, güzel insanlar safında mümtaz bir yer edinmişti. Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesindeki ana hedef, adalet mensuplarına gözdağı vermekti!

Bir günlük adaletin, altmış yıllık ibadetten faziletli olduğu buyrulmuştur. Adaleti kutup yıldızına benzetirler. Kutup yıldızı sabittir ve her şey onun etrafında döner.

Adalet, yasama organı üyeleri tarafından ve kanunlarla kurulamaz. Adalet insanın ruhunun içerisindedir. Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz da, adaleti ruhunda duyanlardandı. Hedef alınmasının en önemli sebebi buydu. Bir tek kişiye yapılan bir haksızlığın, bütün topluma yapılan bir tehdit olduğunun bilincindeydi.

İstanbul’da, Çağlayan Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaparken kalleşçe şehit edilen bu asil insana, Siirtli olmasından dolayı daha da bir hüzünlenmiştim.

Kiraz ailesi, İlimizdeki ve Bölgemizdeki birçok aileler gibi, kan davası yüzünden yıllar önce Siirt’ten göç etmişti. Ailenin 6 kızı ve tek bir erkek çocukları vardı. Ailesi, kan davası sebebiyle kaçmıştı amma, adalet düşmanlarını hesaba katmamıştı! Adalete kurşun sıkılacağını düşünmedikleri için de, çocuklarını hukukçu olarak yetiştirmişlerdi.

Mehmet Selim, bir yandan çalışarak ailesinin geçimine katkı sağlarken, diğer taraftan başarılı bir öğrenci olarak İstanbul Hukuk Fakültesini kazanmış, eğitimini tamamlayabilmiş, idealist, namuslu, çalışkan bir Siirtliydi. Kiraz ailesi, Eruh’a bağlı Kayaboğaz (ĞIYERT) köyünden göç etmişti. Bu köy, bir zamanlar Siirt’in eşkıyalarıyla ünlenmiş köylerindendi. Aslında her eşkıyalığın altında yatan acı bir hayat hikâyesi vardır. Yani, insanlar durup dururken dağa çıkmıyorlardı. Bunda Feodal yapının, ağaların zulümlerinin etkisi büyüktür!

Kiraz ailesi, kan davasından kaçtı. Bazı kaçışların sonları iyi olmaktadır. Büyük denizin balığının büyük olması gibi, büyük şehirlerde hayat mücadelesi vererek, çok önemli mevkilere, makamlara gelenler, servet, saman sahibi olanlar, iş adamı olarak ünlenenler var. Kiraz ailesi, kan davası yüzünden köylerinden kaçmak mecburiyetinde kalmasalardı, belki de büyük çabaları sonucu Cumhuriyet Savcısı olmak imkânı bulan çocukları Mehmet Selim de köyünde koyunları otlatan bir çoban olarak yaşamını sürdürecekti.

Unvanı, (Cumhuriyet Savcısı) olan bir çocuk sahibi olmaları, Kiraz ailesini de mutlaka gururlandırmıştı. Ancak bu sevinçleri kursaklarında kurudu. Çünkü sadece görevini yapıyor olmasından dolayı, tek erkek çocukları olan sevgili evlatları Mehmet Selim Kiraz odasına giren DHKP-C’li iki terörist tarafından şehit edilmişti. Şimdi annesi de, babası da bu acı sona bakarak (keşke köyümüzde kalsaymışız, keşke çocuğumuz bir Cumhuriyet Savcısı olacağına, köyde çoban olarak büyüseydi de, yaşama devam etseydi) demektedirler.

Kan davasından kaçmak, Kiraz ailesinin tek erkek çocuğu Mehmet Selim’i erken bir yaşta öldürülmekten kurtarmamıştı. Kader ağlarını örmüştü! Mehmet Selim Kiraz’ın Şehit edilmesi, kan davalılarının elinden olmadı amma, DEVLETLE KANDAVALI olanların elinden oldu. Çalıştığı İstanbul Adliyesi’nde teröristlerce rehin alınarak şehit edildi. Daha 46 yaşında hayatının baharında bir Cumhuriyet Savcı olarak hayata veda etti. Geride aynı adliyede hâkim olan eşini ve 2 küçük çocuğunu bıraktı, şehadet şerbetini içerek kanatlandı ve cennete uçtu!

Siirt’in Kayaboğaz (ĞIYERT) köyünden, İstanbul Adliye Sarayına uzanan bir yaşam öyküsü. Bu öykünün başı çok güzel amma, sonu oldukça acı! Terzilik yaparak, aile bütçesine katkı sağlayan bir hukuk fakültesi öğrencisi. 14 yıl cumhuriyet savcı olarak görev yapan parlak kariyere sahip, övünülecek, alnından öpülecek bir ADALET DAĞITICI!

Keşke, Kiraz ailesinin bir kan davası olmasaydı da Siirt’ten göç etmek zorunda kalmasaydı, Mehmet Selim Kiraz da çoban olarak Ğıyert köyünde yaşamını sürdürse ve 100 yaşına kadar hayatta kalsaydı. Varsın, öldüğü zaman cenaze törenine Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar ve devlet erkânı katılmasaydı, cenaze namazını İstanbul Müftüsü değil, köy imamı kıldırsaydı!

(KEŞKE) denilmekle hiçbir şey olduğu yok. Kader, ağlarını örüyor. Vakti, saati gelen, fani dünyadan göç ediyor. Şehitlik, her insana nasip olmaz yüce bir mertebedir. Mehmet Selim Kiraz’ın ölümünde tek tesellimiz ŞEHİTLİK gibi ulvi bir makamı ihraz etmesindedir. Yoksa cenaze törenine Cumhurbaşkanı, Başbakan, devlet erkânı katılmış, Çağlayan Adliyesine (Mehmet Selim Kiraz Adliye Sarayı) adı verilmiş, bunlar, içi boş işler!

Maalesef, her gün ŞEHİT HABERLERİNİN YANKILANDIĞI ÜLKEMİZDE, AZİZ ŞEHİTLERİMİZİN ÇETELESİNİ TUTAMAZ OLDUK. Aileleri dışında bizler aziz şehitlerimizin adlarını bile unutuyoruz. Gerçek olan şu ki Mehmet Selim Kiraz’ı anımsamamız, Siirtli olması dolayısıyladır.  Hemşerimiz olmasaydı, binlerce şehidimiz gibi onun da adını unutmuş olacaktık.

Yeri gelmişken şehitlik mertebesinin yüceliğine vurgu yapan ayetlerden ve hadis-i şeriflerden örnekler sunarak aziz ruhlarını taziz edelim:

ŞEHİTLİKLE İLGİLİ AYET-İ KERİME MEALİ ALİLERİ:

“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz.” (Bakara, 2/154)

“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah’ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.” (Ali İmran, 3/169-170)

“Eğer Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah’ın size lütfedeceği mağfiret ve rahmet onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. And olsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.” (Ali İmran, 3/157-158)

ŞEHİTLİKLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİF MEALİ ÂLİLERİ:

“Cennete giren hiç kimse dünyaya geri dönmek istemez, yeryüzünde olan her şey orada vardır. Ancak şehit böyle değil. O, mazhar olduğu ikramlar sebebiyle yeryüzüne dönüp on kere şehit olmayı temenni eder. ”

***

Ebediyete intikalinin yıldönümünde nur içinde yat sevgili hemşerim Şehit Savcım Mehmet Selim Kiraz! Aziz Ruhuna merhum Mehmet Akif Ersoy’un şu beytiyle seslenerek yazımı noktalıyorum:

“EY ŞEHİT OĞLU ŞEHİT İSTEME BENDEN MAKBER

SANA AĞUŞUNU AÇMIŞ DURUYOR PEYGAMBER”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER