Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Siirtli Hemşerimiz Doç.Dr.Nurettin Akçakale’nin Kaleminden: Doğru İnsan

Rahmetli Neşet Ertaş; “Süte

Rahmetli Neşet Ertaş; “Süte su karıştı, sonra söze yalan, mideye haram. İşte orada bozuldu insan.” diyordu. Üstat bu günleri görseydi kim bilir neler derdi.

Bazen insan idrak etmekte zorlanıyor. Bu kadar güzel bir gök yüzü altında bu kadar kötü insan nasıl yaşıyor? Gerek var mı bu kadar kine, nefrete ve kötülüğe diye?

Bu yazıda biz ülkem insanlarının nasıl ve neden bu kadar bozulduğumuz ile ilgili bir şeyler yazmak istiyordum. Fakat bugün için insanım diyen her kesin birinci öncelliği Filistin’deki vahşetten daha önemli bir konu yok diye düşündüğümden gene konuya sekiz aydır süren Gazze katliamının acı bilançosu ile başlayacağım.

İsrail’in sekiz aydır on binlerce ton bomba yağdırdığı Gazze Şeridi’ndeki saldırılarında en az 15 bin 328’i çocuk, 10 bin 171’i kadın olmak üzere 36 bin 654 Filistinli masum insan öldürüldü, 83 bin 309 insan yaralandı.

Bu Hamas ile İsrail arasında yaşanan bir savaş değil. Filistin halkına dünyanın gözü önünde uygulanan bir katliam yani soy kırım ve insanım diyenlerin insanlık sınavı.

Özelde her insan ve genelde tüm insanlar Rahmani ve şeytani duyguların toplamıdır.

Hangi tarafımızı beslersek o yöndeki duygularımız ve davranışlarımız daha ağır basıyor.

Yaşadığımız yüz yılda dünyanın en zor işi insan tanımak olsa gerek.

Ünlü psikanalist Carl Justav Jung; “ne zaman ki yeni bir insanla karşılaşıyorum, davranış bilimlerine dair o güne kadar öğrendiğim her şeyi bir kenara bırakarak onu tanımaya çalışırım” demekte.

Hayatımızın her anında melek yüzlü şeytanlarla karşılaşma, onlarla iş yapmak, onlara inanmak ve dolayısı ile aldanmak ve kandırılmak hepimiz için an meselesi.

Doğru insanlara rastlaşmak, tanışmak ve onlarla çalışmak samanlıkta iğne aramaktan daha zor her halde. Onun için hepimiz insani ilişkilerde ya paranoyak olduk ya da olma adayıyız.

Paranoyaklık; zihinsel bir durumun parçası olarak ortaya çıkan, başkaları tarafından aldatılacağına, zulüm göreceğine, ihanete uğrayacağına dair güvensizlik, şüphe ve kuruntulara sahip olunma halidir.

Paranoyak kişilikler yani hemen hepimiz şüpheci, kuruntulu, vesveseli veya megaloman bir karaktere bürünmek üzereyiz.

Apple’ın kurucusu Steve Jobs; Üst düzey birini işe alacağım zaman “kişilik ve karakter” her şeyden önce gelir demekte.

Peki iyi kişilik ve karaktere sahip insanları nasıl bulacağız?

Çoğu zaman yanlış seçimlerimiz sonucu duvara toslamıyor muyuz?

Bazen keşke elimizde insanlarında karakter seviyesini, kalitesini ölçen turnusol kağıdına benzer bir malzeme olsa diye düşünmüyor değilim.

Turnusol kâğıdı da ne diyeceksiniz belki. Hemen söyleyeyim.

Turnusol kâğıdı; kimyasal çözeltilerdeki asit ve bazları ayırt etmekte kullanılan bir ayıraçtır. Kullanımı da oldukça basittir.

En sık kullanılan turnusoller, asitle temas ettiğinde kırmızı, bazla temas ettiğinde mavi renk verir.

Ticari alışverişlerimizde ve sosyal ilişkilerimizde harika olurdu aslında karşımızdaki insanın para, şan, şöhret ve mevki makam ile temaslarında verecekleri renge göre iletişim kurmak veya kurmamak…

Kanaatimce doğru insanları; cinsiyet, milliyet, etnik köken, din, mezhep, parti, tecrübe, bilgi ve becerilerinden çok önce kişilik, adalet, sabır, sevgi, saygı, dostluk, dürüstlük, sorumluluk, yardımseverlik, güzel ahlak ve karakterlerine bakarak seçmeliyiz…

Ez cümle;

Süte suyun karıştırılmadığı,

Bedeli ne olursa olsun doğrunun ve hakkın söylendiği ve yaşanıldığı,

Helalinden geçimin sağlandığı yalansız dolansız günlere özlemle…