Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Siirtli Hemşerimiz Murat Akdemir’in Kaleminden: Bile Bile Lades

-Türkiye’nin bir numaralı afeti

-Türkiye’nin bir numaralı afeti olan depremler tektonik kökenledir ve fay adı verilen, yeri belli olan yerkabuğu kırık hatları boyunca olmaktadır.

-Türkiye’de büyük deprem üretecek 3 büyük fay kuşağı vardır. Bunların en uzunu, Türkiye’nin kuzeyini Karadeniz dağ sıra kuşağının hemen iç kısmını kuşatan ve Erzurum’un doğusundan başlayıp, Tekirdağ’a kadar ulaşan Kuzey Anadolu Fay hattıdır. 1939’da gerçekleşen 7.9 şiddetindeki Erzincan depremi,1999’daki 7.4’lük Marmara Depremi, Düzce Depremi gibi onlarca büyük deprem bu kuşak boyunca olmuştur.

-Kızıldeniz’den başlayıp, Ürdün ve Suriye üzeri ülkemize ulaşan Ölüdeniz Fay kuşağının bir devamı olan Doğu Anadolu Fay hattı ise, Hatay’dan itibaren, Maraş, Malatya yakınları ve Elazığ Sivrice üzerinden Bingöl’e, oradan da Muş ve Van’a uzanmaktadır. Geçmiş yıllarda gerçekleşen Varto, Van-Muradiye ve Bingöl depremlerinin yanı sıra, yakın zamanlardaki Van ve Elazığ depremleri saatler içinde peş peşe gerçekleşen son zamanların en şiddetli iki depremi Maraş ve Elbistan depremleri (7.7 ve 7.6) Doğu Anadolu fayı boyunca olmuştur.

-Her ne kadar çok büyük olmasalar bile, Türkiye’nin en sık deprem yaşayan bölgesi Ege’dir. Çünkü tıpkı ortasından fay geçtiği için sık deprem olan Marmara Denizi gibi, Ege Denizi de jeolojik çağlarda kırılmalar sonucu çökmeyle oluşmuştur. Bu nedenle, Ege Denizinin kenarında, birbirine paralel, Gediz ve Menderes fayları gibi çok sayıda olan fay, bugün Manisa, İzmir, Denizli, Aydın, Muğla, Afyon gibi birçok ili deprem tehdidi altında tutmaktadır. Geçmişte Gediz ve Dinar depremleri gibi birçok deprem bu hatlar üzerinde olmuştur.

-Deprem olabilecek yerler bu kadar net bir şekilde bilindiği halde bu gibi yerlerde depremi hesaba katarak, gereğince sağlam binalar yapılmaması, bile bile lades dedikleri gibi, göz göre göre felaketlere davetiye çıkarmak değil de nedir? Bu nasıl bir ihmalkârlık, cahillik ve aymazlıktır!