Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Siirtli Hemşerimiz Murat Akdemir’in Kaleminden: Dededen Toruna Miras Kalan, Siirt’in Nadide Tiftik Battaniyeleri

-Bir zamanlar Siirt’te, adına;

-Bir zamanlar Siirt’te, adına; Arapça söylenişiyle “sokul battançiye” yani battaniyecilir çarşısı bulunan(40’lı 50’li yaş kuşağının bile hatırlayacağı gibi, bugünkü helvacılar çarşısının paralelinde kalan uzunca bir sokak, sayıları onlarca olan, sağlı sollu battaniyecilerin oluşturduğu çarşıydı).

-Kışın en soğuk günlerinde bile, sıcacık tutmalarının yanı sıra, yumuşacık dokuları ve pırıl pırıl parlayan doğal renkleri ve asırlara meydan okuyan dayanıklılıkları sebebiyle, bir zamanlar “Siirt Battaniyeleri” çok revaçta idiler.

-Eskiden Siirt’teki gelinlerin çeyizlerini süsleyen, yıllara meydan okuyup dedelerden torunlara miras kalan bu battaniyelerin imalatı, günümüze kadar taşındıysa da  artık eskiden olduğu gibi battaniyeden çok, pano niyetine kullanılan yazılı ve özel motifli küçük duvar battaniyeleri ile tiftik seccadeleri, ön plana çıkmış durumda.

-Tiftik Battaniyeleri ve seccadelerin in; Siirt’te önemli bir el sanatı olarak üretilmesinin, bilmediğimiz kadar eski tarihlerden bugünlere kadar gelmesinde rol oynayan tiftik keçileri. Bilhassa; başta Şirvan bölgesinde olmak üzere Siirt çevresiyle Mardin çevrelerinde fazlaca yetişen, Türkiye’nin nadide ve endemik yani kendine has ve yerli küçükbaş hayvan türlerinden dünya literatürüne “Ankara Tiftik Keçisi” adı ile anılan ve Siirt -Mardin ile birlikte Ankara-Çankırı yörelerindeki hafif dağlık plato alanlarında çalılıklarla antropijen bozkırlarında yayılmaktadırlar.

Tiftik keçilerinin; etlerinin gayet lezzetli olmasının yanı sıra, yünden daha yumuşak olan ve adeta ipek gibi parlayan kılları dokunarak elde edilen tiftik battaniyeleri, Siirt’in sembolü olmuş durumdadırlar.

-Benim çocukluğumdan hatırladığım; dedemin samimi bir arkadaşı vardı, lakabı Battaniyeci Abdulkadir idi. Onun gibi çok sayıda battaniyeci vardı. Geçimlerini ata ve baba mesleği olarak battaniyecilikten karşılayanların sayısı o zamanlar çok fazlaydı.

-Bugün ise battaniye ve seccade üretenlerin sayısı parmakla sayılacak kadar azalmış durumda. Bu ender ustalardan ikisini yakından tanıyorum; biri teyze oğlum İhsan Tektaş, diğeri Ortaokul arkadaşım, namı diğer Şükrü Baba olan; Şükrü Ekin’dir. Onlara ve diğer tüm zanaatkârlıklarla geçinen emekçilere selam olsun.