Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Siirtli Hemşerimiz Murat Akdemir’in Kaleminden: Depremsellik Açısından Ülkemiz ve Memleketimiz Siirt’in Durumu

-Öncelikle; bir fiziki coğrafyacı

-Öncelikle; bir fiziki coğrafyacı ve de yerbilimlerine ait olup pekte tanıtılamamış olan bir branşa mensup, bir Jeomorfolg (Yer şekil bilimci) olarak; deprem çeşitleri ve nedenleri ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum.
-Yer sarsıntı anlamına gelen depremler oluşum bakımından; Tektonik, Volkanik ve Çöküntü depremi biçiminde 3 farklı yapı göstermektedir.
-Türkiye’de volkanik aktivite olmadığı için volkanik kökenli deprem görülmemektedir. Yeraltındaki mağara ya da maden boşluklarının çökmesi sonucu oluşan küçük çaplı çöküntüler sonucunda oluşan sarsıntılar ise; büyük çaplı zararlar vermemektedir.

-Mağmanın üzerinde birer lego veya pazıl parçaları gibi yüzer durumda olan ve çeşitli yönlere doğru hareket eden genellikle kıta boyutunda olan Levha şeklindeki kara parçalarının kayma hareketleri sonucunda meydana gelen geniş kapsamlı yer hareketlerinin ürünü olan Tektonik depremler, Türkiye açısından çok yıkıcı etkilere yol açabilmektedir. Nitekim; Türkiye’de birbiri peşisıra oluşan büyük depremler ve son Maraş depremleri bunu net bir biçimde göstermekredir.
-Güney’den kuzeye, yani Doğu Akdeniz’den Anadolu’ya doğru yılda 2-3 cm civarında hareket edip gitgide bölgemizi sıkıştıran Afrika Levhası ile önüne katarak özellikle Anadolu’nun doğu bölgelerini sıkıştıracak şekilde daha hızlı bir periyotla bize doğru sürüklediği Arap levhası, daha önce kırılan yerkabuğu yüzeylerinden sarsıntılara sebep olacak hareket ve enerji çıkışlarına sebep olmaktadır.
-Türkiye’nin kuzeyini boydan boya kuşatacak şekilde, Erzurum’un doğusundan, Tekirdağ’ın batısındaki Gelibolu yarımadasındaki Saros körfezine kadar uzanan “Kuzey Anadolu Fay hattı” ve başta Ege bölgesi olmak üzere, ülkemizin batısını genellikle doğu-batı yönünde kesen onlarca faydan oluşan “Batı Anadolu Fay kuşağı” ile Hatay’dan başlayıp, Bingöl ve Muş üzeri Van’a kadar uzanan “Doğu Anadolu Fay kuşağı” ülkemizdeki depremlere yol açmaktadır.
-Siirt, her ne kadar ana fay kuşaklarındanolup, zaman içinde Hatay, Muş-Varto, Bingöl, Van-Muradiye, Diyarbakır-Lice ve en son Maraş depremleri gibi büyük depremlere yol açan Doğu Anadolu Fay kuşağının ana kolları üzerinde yer almıyorsa da, Lice fay uzantısın tali kolu gibi olan Kozluk fayı, Garzan ve Tillo çevresindeki nispeten küçük faylar ile özellikle Kurtalan Beykent’ten Billoris (Sağlarca) kaplıcasından Eruh’a doğru uzanan bir fay ile kesilmektedir. Başur Köprüsünün hemen alt mecrasında da arazi uyumsuzluğundan anlaşılan yine küçük bir fay, Siirt’in için tehlike oluşturmaktadır. Ancak, bunların hiçbiri, büyük deprem üretecek kapasitede değildir. Siirt’in en güneyinde, Hesta (Ilısu) kaplıcasının oluşumuna sebep olan Cizre fayı, nispeten büyük bir fay olarak görünse de, bana göre bu fay, Doğu Anadolu Fayının ana kuşağındaki faylar kadar diri olmadığından, çok büyük deprem üretmez.
-Şirvan bölgesinin Bitlis’e doğru olan kısmında, arazinin geçmişte sürünerek ilerlemesi anlamına gelen şaryaj yani sürünme Siirt’in kuzeyinde bulunan bir bindirme zonudur ve bu yapı fay gibi okunup, sanki büyük deprem üretir algısı mevcuttur. Bana göre; bu da yanlış bir yaklaşımdır. Zira, burada bir kırık yok; sadece arazi yüzeysel ağırlıklı yürüyerek içiçe bir geçişkenlik ortaya çıkmıştır.
-Mecburen biraz teknik ve bilimsel dil kullanarak açıklamaya çalıştığım üzere; anlaşılıyor ki, Siirt ve etrafındaki jeolik yapı ve faylar öyle çok büyük deprem üretecek kapasitede değidir. Lakin; Bingölden Muş’a, Van’a ve Lice’ye uzanan faylar üzerinde olacak depremler Siirt’i sallayacaktır. Ama; yakın zamanda olan Van ve üzerinden fazlaca uzun zaman geçmemiş Lice depremleri nedeniyle, boşalan enerjiler bu aks ve eksende büyük deprem üretmeyeceğe benziyor, Allahualem.
-Bingölün en kuzeyindeki Yedisu ve özellikle nispeten Siirt’e yakın olan Muş çevresindeki faylar Siirt’in orta şiddette sallanmasına sebep olabilir.
-Ama Siirt’teki asıl tehlike; Yeni mahalle, Bahçelievler ve Kooperatif mahallelerinde zeminin yumuşak topraklardan oluşması ve tekniğine çok da uyulmadan yapılan 10 ve daha fazla kattan oluşan binaların varlığıdır. Bu durum; herhangi bir depremle, tıpkı şiddetli deprem üretme potansiyeline sahip olmayan D. bakır ve Ş.Urfa merkezlerindeki gibi, sürpriz ve elim yıkımlara sebep olabilir.