Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Dicle Elektirik Reklam

Siirtli Hemşerimiz Murat Akdemir’in Kaleminden: Eskisi Gibi, Samimi ve Doğal Bir Toplum Olabilmenin Yollarını Aramak

-Belli ki; hiçbir şey

-Belli ki; hiçbir şey eskisi gibi doğal ve samimi, olamayacak, gibi görünüyor.

-Lakin değişen durum ve pozisyonlardan dolayı birbirimize karşı takındığımız soğuk ilişkilerle, gitgide bencilleştiğimiz yaşam şeklini, nispeten ılıman hale getirmenin çabasına düşmeliyiz.

-Aksi takdirde, merhamet ve sevgiden yoksun birer yaratık olma tehlikesiyle karşı karşıyayız.

-Zira doğal ve insani halimizi kaybettiren samimiyetsizlik, hüsnüniyetimizi ve merhametimizi köreltecektir.

– Durmaksızın ilerleyen teknoloji ile orantılı bir biçimde; tekno yaşamın sağladığı konfor ile gelişen imkân ve avantajlarla birlikte, insanlar; mekanik ve bencil birer canlı olmaya doğru, sürüklenip durmaktadırlar.

-Eskiden ve halen de Afrika’da orda burada gördüğümüz nispeten ilkel geleneksel bir hayat süren insanlar, birbirlerine ihtiyaç duydukları oranda; imece usulüyle yardımlaşarak yaşıyorlar.

Konuyla ilgili olarak, geleneksel şekilde misafir ve özellikle yatılı misafir ağırlamayla ilgili örnek verecek olursak. Köye ya da ücra yerlere giden yabancı insanların konaklayacağı bir otel, yemek yiyeceği doğru dürüst bir lokanta vs. olmadığı için; o, köy ve beldelerin insanları misafirleri evlerinde yatırmak ve yeme içme ihtiyaçlarını mecburen karşılamak zorunda kalmaktadır. Zira ortada başkaca bir seçenek yoktur.                                  –

Ama şehirlerde ve özellikle büyükçe olan şehirlerde, çeşitli amaçlarla, başka yerlerden gelenlere hizmet verebilecek çok sayıda otel, lokanta ve benzeri tesisler bulunduğundan, misafiri evde yatırma gibi bir zorunluluk, otomatikman ortadan kalkmaktadır. Bilumum yeme içme ihtiyaçlarının evlerde karşılanması da; bir zorunluluk olmaktan çıkmaktadır.

-Yatılı misafir ağırlamak; eskiden büyük oranda ulaşımın kısıtlı olmasıyla da ilintili idi. Zira sınırlı ulaşım araçlarıyla ve gece yolculuğunun mümkün olmadığı zamanlarda ve yerlerde, belli bir saatten sonra ulaşım imkânı kalmadığından; yatıya kalmak bir zorunluluğa dönüşüyordu. Uzak yerlerden gelenlerin yolculuk sureleri günleri bulacak kadar uzayabiliyordu, bu nedenle; günlerce yol gelenlerin, hem yolculuk yorgunluklarını atmak, hem de uzun yolculuklara ulaşılan yerlerdeki yakınlarla daha uzun süreli muhabbet etmek, gelenlerin kalış suresini uzatıyor, bazen misafirlikler haftalarca sürüyordu.

-Eskiden ve bilhassa köylerde insanlar, birbirlerine yardım etmek suretiyle, tarla veya bahçeleri sürüp işliyorlardı, ağır olan ve çok insan gerektiren işleri yardımlaşarak hallediyorlardı. Zamanla traktör vs. gibi birçok tarım araç ve ekipmanlarının gelişmesi, birçok işi fazlaca insan gücüne gerek kalmadan rahatça halledebilme imkânı sağlamıştır. Bu da; imecelere eskisi gibi ihtiyaç kalmamasına sebep olmuştur.

-Öyle ya da böyle; birbirimize ihtiyacımızın kalmaması, gitgide birbirimizden uzaklaşmamıza ve birbirimize soğuk davranmamıza sebep olmaktadır.

-Bu durumu nispeten ortadan kaldırmanın yollarından biri, sosyal etkinlikler tertip ederek kaynaşmayı teşvik etmektir.

-Aynı zamanda; insanların sosyal ilişkilerini azaltmalarının manevi ve ruhsal dünyalarında yapacağı olumsuz etkilerinin ne derece kötü sonuçlar doğuracağını kavratacak terapilerde bulunarak, asosyalliği azmış olanların, bu menfi durumlarını mümkün olduğunca gidermeye çalışmak gerekir.

-Turizmin şeklini, konsept olarak; salt otellerde zaman geçirilen ve dış bağlantısı çok zayıf olan şekilden ziyade; kültürel ve sosyal kaynaşmayı sağlayan, şehir içi otel, pansiyon, apart ve butik tarzlara kaydırmak da bu konuda işe yarayacaktır.

-Ayrıca; eğitimde de; sosyal dokunun birçok yönüyle hissedildiği mahalle okullarını tercih ve teşvik etmek lazım ki, beraberce öğrenim gören mahalle ve semt çocukları daha iyi kaynaşsın.