Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Siirtli Hemşerimiz Murat Akdemir’in Kaleminden: İnsanlığa Hizmet Sağla

-“Sizin en hayırlınız, insanlığa

-“Sizin en hayırlınız, insanlığa en faydalı olanınızdır.” diye buyurmuş ve nasihat etmiş, peygamberlerin en sonuncusu olan, sevgili peygamberimiz.

-İnsan, sosyal bir varlıktır. Konuşacak, paylaşacak, mutlu anlarında beraber sevinip, zor zamanlarında dertler üzüntülerini paylaşarak hafifletecek insanlar arar, başta ailesi ve yakın çevresi olmak üzere, toplumsal bir çevrede yaşayan insanların, her şeyden önce manevi anlamda birbirlerine ihtiyaçları vardır. İnsanlar, en azından bu moral desteği, birbirlerinden esirgememeliler.

-Ama ne acı ki; Gitgide yozlaşarak, imece ve yardımlaşma kültüründen, bananeci bir bireyci kültüre doğru evrildik ve çevrildik.

-Toplumsal bağların çözülmeye başlaması; önce genel olarak toplumda, sonrasında toplumun temel taşı olan ailede; Hüsnüniyetsizlik ve sadakatsizlik ile ilerleyen kronik bir toplumsal yaralanmaya yol açtı.

-Öte yandan; üretim toplumundan tüketim toplumuna dönüştürülmemiz, bencil bir toplum yapısı oluşturdu.

-Hızlı ve kontrolsüz göç. Şehirlere biranda yığılan insanların, birbirine yabancılaşmasına sebep oldu. Bu da; “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” ve de “komşu komşunun külüne muhtaçtır”, tarzındaki bir hassasiyetten; “beni bağlamaz”, “o onların sorunu” gibi bir bencil tavırlara kadar geldi, dayandı.

-Oysa toplum bir vücut gibidir. Tıpkı vücuttaki bütün organların birbirine olan organik bağlantısı ve birlikte işleyişi gibi sosyal doku ve işleyişte birbirini tamamlayarak bütünleyen bir birliktelik ve ahenk olmalıdır. Toplumdaki her birey; hücrelere oksijen ve besin taşıyan kandaki alyuvarlar gibi, kesintisiz bir biçimde işlev ve görevini yerine getirmelidir. Çeşitli sebeplerle işlevini yerine getiremeyenlerin yükünü de, birileri  gücü nispetinde yüklenmelidir.

-İnsanların işlevsel görev sorumluluklarını, ekonomik faaliyet kollarına indirgeyerek, açıklamaya çalışalım.

-Çağımızın teknolojik olarak ilerlemiş modern toplumlarında ekonomik sektörler yani iş kolları; Birincil sektörden, beşincil sektöre kadar 5 ana kolda toplanır. Birincil faaliyet kolu olan tarım, hayvancılık, ormancılık ve maden çıkarma doğadan ham yani işlenmemiş mal tedariğini sağlar. Çiftçilerimiz ve madencilerimiz bu guruptadır. Ekmeğimizin ana maddesi buğday başta olmak üzere, tükettiğimiz gıda ve giyim, inşaat ve makina, eşya, araç ve gereçlerimizin hammaddesi bu emekler emekçilerimizin sayesinde sağlanır. Bu son derece önemlidir. ” Köylü milletin efendisidir” söylemi de, buna istinaden söylenmiştir.

-İkincil ekonomik faaliyet kolunu Sanayi oluşturmaktadır. Özellikle 1850 yılında Avrupa’da başlayan Sanayi Devrimi ile birlikte fabrikalarda işlenen hammaddeler geniş kapsamlı ve nitelikli üretimi mümkün hale getirmiştir.

-Üçüncül faaliyet kolu olan Hizmet Sektöründeki ticaret ve ulaşım ile üretilen mallar tüketilecekleri yerlere varmakta, mali olarak değer bulmaktadır. Bankacılık ve finans, yönetim, sağlık, eğitim, güvenlik, yönetim, turizm vs gibi iş kollarında çok sayıda insan hizmet vermektedir.

-Standart olarak ortalama her insanın çalışabileceği bu ilk üç sektörde çalışanlar, “Mavi Yakalılar” olarak nitelendirilirler.

-Ancak; Dördüncül Sektör olarak adlandırılan ve normalüstü eğitim ve zekâ gerektiren Ar-Ge (Araştırma ve Geliştirme) sektöründe çalışanlar üstün nitelikli anlamına gelen “Beyaz Yaka” olarak nitelendirilirler. ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkeler Beyin Göçü ile bu üstün vasıflı insanları, kendi ülkelerine çekerek; teknolojik anlamda güçlerini kat kat arttırırlar. Ama keşke bu beyin takımı kendi ülkesinde kalıp, kendi toplumuna hizmet edebilseydi. Böylesi; çok daha hayırlı olmaz mıydı?

-“CEO” adı verilen üstün vasıflı yöneticiler ve yönetimin kilit noktalarında bulunanlar; Beşincil sektör olarak addedilir ve bu kritik öneme sahip bu vasıflarından dolayı, “Altın Yakalılar” olarak adlandırılırlar.

-Hangi kademede ve iş kolunda olursa olsun; insanlığın yararına çalışmak ibadettir. Allah, kimseyi bu ulvi ibadetten mahrum etmesin. İnsanların en hayırlısı, insanların ve çevrenin yararına çalışandır. Oysa şimdilerde; çalışmadan yatarak, hatta onu bunu dolandırarak kazanç peşinde olan, bir garip insan türü türedi.