Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Siirtli Hemşerimiz Murat Akdemir’in Kaleminden:Kormas Kalesi’nden Siirt’e Bir Göç Hikayesi

-Osmanlının son dönemlerine kadar

-Osmanlının son dönemlerine kadar yaşanan derebeylik döneminde, Siirt’teki en önemli kalelerinden olan Kormas Kalesi; Şirvan ilçesinin sınırları içinde yer alan eski adıyla Kormas Köyü yeni adıyla İncekaya Köyü’nün yanı başında bulunup, müslümanlarca ilk fethedilen Anadolu kalelerinden biri durumundadır.

-Zamanda gayet önemli olan bu kale; benim atalarımın ve büyük dedelerimin de yer aldığı beglerin komutasında, Şirvan’ın kuzeydoğu ve doğusundan başlayıp; Tillo, Tom, Alenzok civarındaki yaklaşık 70-80 köyün korumasını sağlıyordu.

-5 kilometreden fazla olan uzunluğu ile dünyanın en uzun şehir surlarına sahip Diyarbakır; büyük komutan Halid Bin Velid zamanında fethedilirken. Diyarbakır’ın yanındaki Volkanik Karacadağ’ın mermerden bile sert ve sağlam olan bazalt taşlarından örülmüş gayet yüksek kale duvarlarını aşıp, sur içindeki bu gayet korunaklı ve önemli şehri ele geçirildiği dönemde, bu mübarek cihada katılan müslüman kabileler içinde yeralan “Ben’i Bekir” Kabilesine mensup beglerinin yönetimine geçtiği için, bu şehre “Diyar-ı Bekir” adı verilmiştir.

-Diyar-ı Bekir’in fethedildiği dönemde, Siirt ve Mardin bölgelerine de; seferler düzenlenmiş ve Halid Bin Velid’in oğlu Süleyman komutasındaki müslüman kabileler tarafından, Siirt, Tillo ve Şirvan’ın tam ortasında yer aldığı için; dönem itibarı ile gayet önemli ve muhkem bir yerde bulunan Şirvan yakınlarındaki Kormas Kalesi’de fethedilmiştir.

-Ancak Şirvan Kalesi gayrimüslimleri elinde kaldığı için uzun yıllar Şirvan Kalesi’ne kufra bölgesi adı verilmiştir.

-Gel zaman, git zaman; Arap kabilelerinden olup, bin yılı aşkın bir süre zarfında kale idaresini sağlayan Şer Beg kolundaki beglerden olan dedemin dedesi; büyük dedemiz Melek Beg bir anlaşmazlık sonucu kaleden ayrılma kararı alıyor. Resmi kayıtlarda 1840 doğumlu olarak görülen Melek Beg; bir süreliğine, Siirtlilerin Leğe olarak telaffuz ettikleri; o dönemdeki Siirt Ağa’sının misafiri oluyor.

-O zamanki Siirt; 4- 5 mahalleden oluşuyor. Leğe; dedemiz Melek Beg’e, Siirt’e yerleşmeyi öneriyor ve bunun üzerine büyük dedemiz, Siirt Ağasının; Siirtlileri deyimiyle il-eğenin “İsmihan” adlı kız kardeşi ile evlenip Siirt’e yerleşiyor.

-O dönemlerde Siirt’te, Osmanlı Devletinin bir askeri tümeni var. Leğe; süvari, yani atlı tümen tarzındaki bu büyük askeri birliğin tedarik ticaretini yapma işini dedemize önerip, bugün İnönü mahallesinde yer alıp Algül mahallesindeki Babudarp Camiine uzanan sokakta bulunan büyük bir malikâne şeklindeki evi, Melek dedemize hediye ediyor.

-Kaleden şehre bir serüven ve göç hikâyesi de böylece başlamış oluyor.

-Naçizane bir biçimde; aktardığım bu göç hikâyesinden anlaşılacağı üzere; Siirt, tarihi dönemlerden itibaren; kadim yerlerden göçler alarak,  taa o zamanlardan itibaren, manevi atmosferi ve zengin kültüründen, yönetim örfü ve ticaretine varıncaya kadar; birçok özelliği sayesinde; farklı alanlarda rol modellikler üstlenmiş ve önderliği ile daha valiler bile atanmamışken, çevresinin “Veleyesi”; yani vilayeti olmuştur.