REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

SURİYE BÖLÜNÜRSE, TÜRKİYE BÖLÜNÜR!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
SURİYE BÖLÜNÜRSE, TÜRKİYE BÖLÜNÜR!
4-Fatih ARITÜRK( siirtgazetesi@gmail.ccccom )
12 views
05 Mart 2018 - 12:11
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Kahraman Mehmetçiklerimiz, jandarmamız, polislerimiz, güvenlik korucularımız Zeytin Dalı harekâtıyla destanlar yazmağa devam ederlerken, bazı TV kanallarında yorum yapan özellikle emekli generallerin dile getirdikleri önemli tespitleri var.

Bu emekli generaller arasında, yıllarca terörle mücadele etmiş, nam sahibi olanlar bulunduğunu da anımsatalım. İşte bu emekli generaller, Afrin harekâtının Türkiye açısından hayati bir önemde olduğunun altını çizerlerken, özellikle şu konuya vurgu yapmaktadırlar. “Madem Afrin’e harekât başlatılacaktı, neden bunca geç kalındı. Neden bunca tünellerin kazılmalarına, tahkimatlar yapılmasına fırsat verildi. ‘Yılanın başının küçükken ezilmesi gerektiği’ bilinen bir gerçekken, neden bu yılanın büyümesine, güçlenmesine göz yumuldu.”

Zeytin Dalı harekâtı devam ederken, ortaya çıkan tahkimatlar, tüneller gösteriyor ki, terör örgütleri ve onları destekleyenler, muhtemel bir Türk saldırısına karşı tedbirlerini fazlasıyla almışlar. Afrin harekâtı bundan 2-3 yıl önce başlatılsaydı, hedefe 2-3 gün gibi kısa bir süre içinde ulaşılabilecekken, harekât neredeyse 2 ayını dolduracak. Hala menzile ulaşılmış değil.

1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs harekâtını örnek gösteren askeri strateji uzmanları, Kıbrıs adasının yüzde 33’üne tekabül eden kesiminin 3-4 gün içinde alındığını, harekât devam ettirilse, 10 gün içinde tüm andın alınmış olacağının da altını çiziyorlar.

Afrin harekâtının geç başlatılmasının stratejik bir hata olduğu, böylece terör örgütleri ve yandaşlarına tahkimatlar kurmak fırsatı verildiği, bunun için de harekâtın yavaş sürdürülmesi zorunluluğu olduğunun altı çizilerken, “harekât, davul zurnayla ilân edilmez. Düşman, ancak kendisine saldırılınca durumdan haberdar olmalı” demek suretiyle diğer aksamalara da dikkatleri çekmektedirler.

Yine askeri strateji uzmanlarının özellikle vurguladıkları bir konu daha var. Esat’la anlaşmadan, bu işte istenilen netice alınamaz. Türkiye hem Esad’la, hem Irak merkezi hükümetiyle ve hem de İran’la anlaşmak, birlik ve beraberlik içinde olmak zorundadır. Tabii, bunların yanında bir de Rusya’nın desteğinin olması şart.

Ve verilen son bir mesaj. Suriye bölünürse, Türkiye bölünür…

KITELLERİ (İÇLİ KÖFTE) ÇİĞ-ÇİĞ YEMİŞ…

Oburluğuyla meşhur bir Siirtli, akşam saatlerinde eve gittiğinde bakmış ki hanım evde yok. Banyo için hamama gitmiş. Amma, zavallı kadıncağız, kocasının ne kadar obur olduğunu bildiği için gitmeden önce, Siirt’in meşhur KİTELLERİNİ (İÇLİ KÖFTE) hazırlamış. Banyodan dönüşünde tencerede su kaynatacak ve KİTELLERİ içine atıp haşlayacakmış.

Bizim Obur, tepsinin içinde haşlanmaya hazır bekleyen KİTELLERİ görünce dayanamamış. Çiğ, çiğ yemeğe başlamış. Bir bakmış ki, tepside KİTEL KALMAMIŞ. Bunun üzerine evden çıkmış, gitmiş…

Banyodan çıktıktan sonra, KITELLERİ haşlamak için mutfağa giren kadıncağız, ne görsün, KITELLERİN yerinde yeller esmiyor mu! Tabii, kocasının çiğ, çiğ yediğini anlamış.

Aynı obur hemşerimiz için anlatılan bir çok anekdotlar var. Yine anlatılan anekdotlardan biri bu:

Şehrimizde sayıları 4-5 taneden ibaretken, lokantalardan birine giden bir Hemşerimiz, lokantacıdan mercimek çorbası getirmesini istemiş. Lokantacı, oburluğuyla meşhur kişinin adını vererek:

-Vallahi, biraz önce geldi, pazarlık edip, bütün mercimek tenceresini aldı. Bir o kadar da ekmek yiyerek çekti, gitti demiş.

Diğer lokantalara da giden ve mercimek çorbası isteyen Siirtliye, gittiği diğer lokantalar da aynı cevabı vermişler.

Meğerse, o sabah erken saatlerde kalkan bizim obur, sayıları 3-4 taneden ibaret olan Şehirdeki bütün lokantalara gitmiş ve mercimek çorbası tencerelerinin hepsini de pazarlayıp içmiş…

Aynı kişinin bir tulum pekmezle, bir tulum yoğurdu karıştırarak tümünü bir oturuşta yediği rivayet edilir. Zaten, böyle obur olduğu için lâkabı da HASUN imiş. HASUN, Siirt’çe (BOZMA ARAPÇA) bir kelime olup ekinleri biçen anlamına gelir…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.