Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ayhan MERGEN
Ayhan MERGEN

TAM DA CIGOR ZAMANI

Tam da cıgor zamanı.. Son günlerde esen hafif soğuk rüzgârlar cigor’un müjdecisi.. Bilmeyenler için anlatalım, bilenlere de hatırlatarak, anılarının canlanmasına yardımcı olalım.. Cigor, Anadolu ve Mezoptamya kültürleriyle yoğrulmuş kadim kent Siirt’in ona yakın özel gün ve bayramlarından 40-50 yıl öncesine kadar varlığını sürdüren özel bir günüydü.

Mart ayının ikinci Pazartesi günü kutlanan bugünün hazırlıkları haftalar öncesinden başlardı.. Yakın köylerdeki köylüler yerel dilde “şifren” olarak adlandırılan ağacın dallarını keser ve bunların ince ucunu yontup, kalın ucunu da belirli bir yere kadar dörde ayırarak meşale haline getirirlerdi.. Daha sonra bunları katır ve eşeklere yükleyip, gelip şehirde sokak-sokak dolaşarak satarlardı.

Evlerde çocuklara yönelik bir başka hazırlıkta onlara el işi ve kesilmiş sazlar kullanılarak tekli ailelerde sahip oldukları çocuk sayısı kadar suke olarak adlandırılan bu meşalelerden satın alır, kurumaları için onları tandırın kenarında bırakırlardı.. Evin hanımları da satın alınan ince koyun bağırsaklarını temizler ve sarı burma, varak keek gibi tatlıları yaparlardı.

Pazartesi sabahı erkenden çalışmalar başlardı.. Bumbarların iç malzemesi hazırlanır ve doldurulmaya başlanırdı.. Bir yandan bu işlem yapılırken bir diğer yandan da evin avlusunda iki taşın arasına kuru odunlar konulur ve tutuşturuldu.. Üzerlerine de içi su dolu kazan veya büyük tencereler konulur, su belirli bir sıcaklığa gelince de hazırlanmış olan bumbarlar içine atılarak pişirilirdi.

Gün boyu annelerinin dizinin dibinden ayrılmayan ve bumbarların pişmesini bekleyen evin çocuk ve gençleri, ikindi namazının ardından hareketlenirlerdi.. Sukelerini rüzgâr güllerini ve mantar tabancalarını alıp damlara çıkarlardı.

Yaşlarına göre kimi tutuşturduğu sukeyi var gücüyle sallarken, kimi de rüzgâr gülünün daha hızlı dönmesini sağlamak amacıyla koşarken, kimi de mantar tabancasını patlatırdı ve bu şenlik akşam hava kararıncaya kadar devam ederdi.

Bu güzel günün yardımlaşma, nişanlı ve yeni evlilerle ilgili bölümünü, taş başında yapılan pikniğini bir başka yazıda anlatırız.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER