Bilim tarihçisi değilim, ancak sanırım bilim ve teknoloji hiçbir dönemde çağımızda yakaladığı ivmeye sahip olamamıştır.
Teknoloji baş döndürücü bir süratle ilerliyor. Neredeyse hemen her gün hayatımıza yaşam konforumuzu yükselten araç gereçler giriyor.
Son yarım asırlık döneme baktığımızda bu değişimi çok rahat bir şekilde görebiliyoruz.
Suyu soğutmak için, kuyuların yerini buzdolapları ve derin dondurucular aldı. Yine yemekler bozulması için kullanılan ince ağaç dallarından örülmüş yarım koni şeklinde ki sepetler bir kenara bırakıldı.
Isınma ve yemek pişirme de kullanılan araçlarda daha hızlı bir değişim görüyoruz.
Ben yetişmedim ana benden önceki nesil ısınma da soba yerine tefeye dediğimiz ilkel şömineler aracılığıyla ısınıyorlardı.
Benim doğup büyüdüğüm evde böyle bir şömine vardı. Isınmada aktif olarak kullanıldığını görmedim.
Ancak kavurma ve hedik pişirmede evin avlusunun uygun bir yerine konulan üç taşın arasına odunların ve üzerlerine de büyük kazanların konularak pişirme işleminin gerçekleştiği dönemi hatırlıyorum.
Evde günlük yemekler gaz ocağı adı verilen ve gaz yağı ile çalışan aletlerde pişiriliyordu. Bunların sürekli pompalanarak alttaki gaz yağının üst kısma ulaşmasının sağlanması gerekiyordu.
1960’lı yılların ortalarında Siirt LPG ile çalışan ocaklarla tanıştı. Bunlar her evde yoktu. Şimdi rahmete gitmiş bir akrabamız Ocak aldık diye garipsemiş ve “ 300 liraya tefeyi alınır mı ?” Demişti. Tabii ki daha sonraları kendileri de aldılar.
Bu arada yıllar içerisinde odun sobaları yerlerini büyük bir oranda kömür sobalarına bıraktılar.
Hızlı değişim devam etti. Siirt önce kamu daha sonra da özel sektörde toplu kaloriferlerle tanıştı.
Şimdide çağın nimetlerinden olan doğal gazla çalışan kombi ve kaloriferlere kavuştu.
Nerden nereye?
YORUMLAR