REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Siirt Gazetesi

TREN ÖZLEMİMİZ

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
TREN ÖZLEMİMİZ
5-Cüneyt ARITÜRK
5-Cüneyt ARITÜRK( kanal56@hotmail.com )
9 views
03 Ekim 2017 - 13:27
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

28 Eylül 2017 tarihli gazetemizde (Kurtalan-Siirt Demiryolu Hattının Proje İhalesi Yapıldı) başlığı altında sürmanşetten verilen bir haber vardı. İşin kendisinin değil de projesinin bile ihaleye çıkarılmış olması elbette kayda değer bir müjdedir. Siirt’in şehir halkı olarak demiryolu özlemini hep duyduk. Zaman-zaman tren hattının merkez ilçeye geleceği ve sınır devletlere kadar ulaştırılacağı haberleriyle karşılaştık. İnşallah bu defa gerçek olur temennisiyle, tren konusunda bir nostalji yapalım istedik.

Bilindiği gibi, Cumhuriyetin ilk yıllarında, ülkenin dört bir yanını “DEMİRAĞLARLA ÖRMEK” Atatürk’ün en büyük hedeflerinden biriydi. Bu ideal 10. YIL MARŞI’NA DA YANSIMIŞTI:

“Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan.”

Dörtlüğü adeta zihinlere kazınmıştı. O zamanın imkânlarıyla ve kazma küreklerle açılan devlet demir yolları hatlarından biri de Diyarbakır-Kurtalan hattıydı. Fevzipaşa-Diyarbakır hattının 1935’de Diyarbakır’a ulaşmasına karşın, Kurtalan’a ilk tren, ancak 28 Ekim 1944’te girebilmişti.

Diyarbakır-Kurtalan hattının bu kadar gecikmesinin nedeni 1939’da patlayan II. Dünya Savaşı’nın yurtta yarattığı ekonomik daralma ve Diyarbakır-Kurtalan arasındaki adeta geçilmez coğrafi yapıydı.

159 kilometrelik Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattında toplam 800 metreyi bulan 4 tünel, biri 60 metre uzunluğunda 362 köprü ve menfez, bir adet de 100 metre uzunluğunda bir köprü inşa edilmiş ki o günün şartlarında yapılan işin büyüklüğü daha iyi anlaşılmaktadır.

Devlet Demir Yolları arşivlerinden edindiğimiz bilgilere göre Temmuz 1941’e kadar Diyarbakır-Kurtalan hattının yapımında 2 milyonu aşkın işçi çalışmıştı. 1929-1930 yıllarının kapitalizm buhranının askeri yolla çözümü olan II. Dünya Savaşı’nın yurtta yarattığı ekonomik daralmayı dikkate almayan Cumhuriyet ve Cumhuriyetçiler, Kurtalan’a bir an önce ulaşmak için büyük çaba sarf etmiş, mali kaynaklarını çok zorlamışlardı.

Kurtalanlıların, demiryoluna kavuşmasına kadar, çevresiyle olan ekonomik ve sosyal ilişkisi Kurtalan’ın 5–7 km. çevresiyle sınırlıydı. O zaman Kurtalan diye bir ilçe de yoktu. Adı “MISRIÇ” olan bir köy vardı.

Mısrıçlılar, Diyarbakır’dan Kurtalan’a demiryolu ve ilk trenin ulaşması için geçen yedi yıl boyunca yine geleneksel yaşam biçimlerini sürdürmüşlerdi.

Mısrıçlılar, trene ilk kavuştuklarında Cumhuriyet’in Anadolu’da yaşayan diğer yurttaşları gibi bir anda şaşkınlığa uğramışlardı. İlk tren Mısrıç’a gelmişti. Bu demiryolu, bu tren olmasaydı, belki bugün Kurtalan adlı bir ilçe de olmayacaktı. Kurtalan’a bir de istasyon binası yapılmıştı. Derli toplu, düzgün, sağlam. Yolcu salonu, gişesi, müdüriyeti hatta helâsıyla… İstasyonda kimileri kravatlı, kimileri papyonlu tertemiz, ütülü üniformalı demiryolcular çalışıyor, trenlerin zamanında kalkması için çabalıyorlardı.

Kurtalan’a ulaşan bu demiryolu hattı üzerinde hareket eden trenlerden Reis-i Cumhurlar, Başvekiller, vekiller, diğer üst düzey Cumhuriyet bürokratları inip, Kurtalanlıların yanına geliveriyor, dertlerini dinliyor ve dilekçelerini kabul ediyorlardı. Kimi girişken Kurtalanlılar itilmeden kakılmadan, kovulmadan onlarla yüz yüze konuşabiliyordu. Bunlar olurken istasyon duvarının yarattığı bir gölgeye sığınmış, sinmiş oturan Kurtalanlı kendisini bir garip hissetmeye başlamıştı.

Kurtalan’da Cumhuriyet’in kaymakamı, mal müdürü ve öğretmeninin yanı sıra şimdi de istasyon şefi ve memurları kasabanın önde gelen kişileri olmuşlardı. Bin yıllık bir geleneğin Kurtalan’daki kırk yıllık temsilcisi imam efendi epeyce kuru kalmıştı!..

Trenlerin geliş-gidiş saatleri de Kurtalan’da her şeyi değiştirmişti adeta. Eskiden namaz vakitlerine göre kendisini ayarlarken Kurtalanlı, elinde olmadan şimdi tren saatlerine göre yaşıyordu. Bilinçsizce tren saatlerinden önce hazırlanıyor, derli toplu giyinmeye çalışıyor, fırsat bulursa sokak berberinde tıraş oluyor ve istasyona koşuyordu, geleni gideni görmek için. Epeydir görmediği eş, dost ve akrabasını da trenin geliş ve gidiş saatlerinde istasyon binasının çevresinde görüp, hasret gidermeye başlıyordu.

İstasyon binası ve çevresi, hiç istemeden Kurtalanlının yeni sosyalleşme alanı, yeni yaşam alanı olmuştu. Kurtalanlı, biraz girişimci diğer Kurtalanlıların tarlalarında ve evlerinin bahçesinde yetiştirdikleri ürünlerin fazlasını istasyon çevresinde tren yolcularına sattıklarını görünce iyice afalladı. Kendisinde de ne yapacağını bilemediği ürün fazlası vardı, acaba kendisi de satmalı mıydı?

Kurtalanlı, kasaba pazarında çevre kasabalardan ve köylerden gelen satıcıların giderek artmaya başladığını fark edince de dili damağı kurudu şaşkınlıktan. Pazarda ürünlerini satan çoğu köylü bu satıcılar, aynı günün akşamı trene binip kendi kasaba ve köylerine gidiyorlardı. Hepsinin cebinde 15 günlük, bir ve iki aylık Halk Ticaret Biletleri vardı. Kardeşleriyle konuşup, ürün fazlalarını trenle Beşiri, Bismil ve Batman’a götürüp satsalar iyi olmaz mıydı? Ama, bir türlü karar veremiyordu Kurtalanlı.

Tren sadece Kurtalanlıya değil Batmanlıya, Beşiriliye ve ulaşmadığı Siirtliye de önemli açılımlar sağlamıştı. Kurtalan 1940’ların şartlarıyla tren yoluna kavuşmuştu amma, Siirt-Eruh-Şırnak medeniyetin bunca ilerlemesine karşılık henüz bu şansı yakalamış değil. Demiryolunun geleceği zamanı halâ hayal etmekle meşgul! Dileriz ki, projesi ihale edilen tren yolunun ihalesi de bir an evvel gerçekleşir ve Siirt Merkez ilçe halkının 80 yıllık tren özlemi son bulur.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.