Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yusuf Salih ARITÜRK
Yusuf Salih ARITÜRK

MİLLETİMİZİ KURTARAN BÜYÜK ZAFER…

Sakarya Zaferi’nden sonra, ikinci grup olarak adlandırılan meclisteki muhalifler, geri çekilen düşmana saldırılarak yok edilmesini istedi ve bunu yapmadığı için Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı sürekli eleştirdiler.. Oysa Sakarya’da askerin %60’ı kaçmış ve ordu’nun cephanesi tükenmişti.. Aylar geçtiği halde hücum edilmeyince, muhalifler kara propagandaya başlayarak; “Ordu tükenmiş ve çürümüş.. Bunlarla savaş kazanılmaz, barış yapmaktan başka yol yok demişlerdir.

Oysa büyük dahi, hücum hazırlıklarını büyük bir gizlilikle sürdürüyor, hatta düşmanı uyandırmayacağı için bu kara propaganda hoşuna gidiyor ve hiçbirine yanıt vermiyordu.

Ermenistan ile yapılan Barış Anlaşmasından sonra Doğu’daki birliklerimiz Batı Cephesi’ne götürüldü.. Sovyetler Birliğinden alınan yardımlar taşındı ve son bir seferberlik yapıldıktan sonra Akşehir’deki Batı Cephesi Karargahı’na gidip düşmanı yok etmek üzere hazırladığı muharebe planını açıkladı.

Ordu komutanları ile birlikte Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa; “asker sayımız yeterli düzeye gelmiştir ama ancak birkaç gün yetecek kadar cephanemiz var.. Yeterli düzeyde cephanemiz olmadan savaşa başlayamayız dediler…

Söze giren Atatürk; “Temin edebileceğimiz ne varsa hepsini topladık.. Artık milletten ya da başka bir yerden alabileceğimiz bir şey yok.. Elimizdekilerle savaşa başlayacağız ve etkisiz hale getirdiğimiz düşmanın silahına, mermilerine el koyarak savaşa devam edeceğiz” demiştir.. Gerçekten böyle yapılmış, ancak düşmanın yalnız silah ve mermilerine değil, postallarına da el konmuştur.. Çünkü bizim askerlerin büyük çoğunluğunun ayağında çarık vardı.. Sakarya- Duatepe’de, kaburgaları kırık olduğu için yerde oturarak muharebeleri yöneten Atatürk’ün fotoğrafına dikkat ederseniz, çizmelerinin altının delik olduğunu görürsünüz…

İşte 30 Ağustos, yoksul halkımızın elinde, avucunda neyi varsa vermesi ile kazanılmış olan zaferin adıdır.. 30 Ağustos, halkımızdan ödünç alınan bir çift çarık ya da iç çamaşırı ile kazanılmış zaferin adıdır.

30 Ağustos, oğlu 8 yaşındayken askere giden ve cepheden cepheye koştuktan sonra Dumlupınar’da, Alay Sancaktarı olmuş oğlu Mehmet Onbaşı ile karşılaşan, ardından ikisi de şehit olan Çetmili Kara Ali Çavuş ile oğlunun kazandığı zaferin adıdır.

30 Ağustos, kucağında bebesi olduğu halde, kar altında kağnısı ile cepheye silah taşırken donarak bebesi ile birlikte şehit olan Kastamonulu, 17 yaşındaki yeni gelin Şerife Bacı’nın kazandığı zaferin adıdır.

30 Ağustos Antepli Karayılan’ın, Adapazarlı Kambur Kerim’in, Arhavili İsmail’in, Kartallı Kazım’ın, Manastırlı Hamdi’nin, Gördesli Makbule’nin, Kara Fatma’nın, Nezahat Onbaşı’nın, Halime Çavuş’un  ve daha nice nice adsız kahramanın kazandığı zaferin adıdır…

30 Ağustos, artık öldü sanılan soylu bir milleti uyandırıp ayağa kaldıran ve topyekûn seferber ederek  bu toprakları düşmandan kurtarıp yeniden vatan yapan, büyük bir Dahi’nin kazandığı zaferin adıdır

BU ZAFER, EN BÜYÜK ZAFERDİR, KUTLU OLSUN.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER